| Ama eğer anlaşma yapmak istiyorsan bazı önemli konularda anlaşmamız gerekiyor. | Open Subtitles | إذا كُنت تنوى الوصول لإتفاق يُمكننا الأخذ فى الإعتبار بعض الأمور |
| Bak, yazılı bir anlaşma için zaman olmadığını biliyorum, bu yüzden eğer bu virüsü güvenli bir şekilde durdurmanıza yardım edersem Adalet Bakanlığındaki davamda beni destekleyeceğinize söz vermen gerekiyor. | Open Subtitles | انظر, أعرف أنه لا يوجد وقت لإتفاق موقّع لذا فسأثق بك فى أن تساند قضيتى مع وزارة العدل اذا ساعدتك فى تأمين هذا الفيروس |
| Çocuklarımın saçı için anlaşma yapmamız ikimizin de çıkarına. | Open Subtitles | سيكون في مصلحتنا نحن الإثنان إذا استطعنا التوصل لإتفاق مشترك فيما يتعلق بشعر هؤلاء الأطفال المساكين |
| Evet, bizim de aramız bozuktu ama daha sonra anlaşmaya vardık. | Open Subtitles | نعم , الأمور كانت سيئة بيننا لكن توصلنا بعدها لإتفاق |
| New York'a gitmeden önce bir tanıdığım olan Bunak Bob'la anlaşmaya vardık. | Open Subtitles | قبل أن أرحل وصلت لإتفاق مع أحد المعارف، إنه يحافظ عليه أثناء غيابي. |
| İki Neslin Uzlaşması İçin. İsmi buymuş. | Open Subtitles | لإتفاق جيلين, حسنا ذلك العنوان |
| Arkadaşın kızı kaçırırken, sen bana anlaşma numarası mı çekiyorsun? | Open Subtitles | لقد توصلت معى لإتفاق. حتى يسرق أصدقائك الفتاة. |
| Yaptıkları bir anlaşma yok. Dolayısıyla oradan bir şey çıkmaz. | Open Subtitles | فلم يصلوا لإتفاق .بالتالي فإنها ليست منطقة خصبة |
| - Daha imzalamadım da sözlü bir anlaşma yaptık denebilir, anlarsın ya. | Open Subtitles | كلا، لم أوقعه بعد ولكننا توصلنا لإتفاق شفهي نوعاً ما |
| Ne istediğini söylesen de başka bir anlaşma yapsak? | Open Subtitles | لمَ لا تخبرني بما تريد؟ ربما نتوصل لإتفاق آخر |
| 11 Eylül komitesince çiftin birine yapılmış anlaşma dedikodularını duymuştum ama bu yıllar alır. | Open Subtitles | سمعت همهمات عن زوج توصلوا لإتفاق مع لجنة الـ11 من سبتمبر، ولكن استغرقهم الأمر أعوام |
| Kızım Kraliçe olduğunda yeni bir anlaşma yapabiliriz tabii. | Open Subtitles | عندماتصبحإبنتيملكة... قد نتمكن إلى التوصل لإتفاق |
| Seçimler de, Yankton'la anlaşma da s..tirsin. | Open Subtitles | " تباً للإنتخابات وتباً لإتفاق " يانكتون |
| Kuzen olmak için bi anlaşma yapmalıyız? Selenia'ya karşı sana istediğini veririm. | Open Subtitles | ربما يمكن للأقرباء الوصول لإتفاق "سأمنحك حياتي مقابل أن تحرر "سيلينيا |
| Hadi çocuklar. Belki bir anlaşma yapabiliriz. | Open Subtitles | هيا يارفاق ربما يمكننا التوصل لإتفاق ما |
| Kendi tayfamıza bu durumu kabullendiremediğimiz sürece bizim bir anlaşmaya varmamızın bir önemi yok. | Open Subtitles | وإذا كنا نستطيع الوصول لإتفاق على هذه الطاولة فبالتأكيد علينا إرضاء طاقمنا |
| Böylece belki bir anlaşmaya varabiliriz. Hey? | Open Subtitles | لِذا، فربّما أمكننا أن نصل لإتفاق مُعيّن |
| Tabloların anavatanlarından gitmesine izin vermeyin. Bir anlaşmaya varalım. | Open Subtitles | لا تدعي هذه اللوحات تغادر موطنها دعيني نتوصل لإتفاق فيما بيننا |
| Ancak benim için yaptıklarına duyduğum saygı yüzünden anlaşmaya varacağımıza eminim. | Open Subtitles | ولكن تقديرًا لما فعله لي، بالتأكيد يمكننا التوصل لإتفاق. |
| Nedenini söyleyemem o yüzden lütfen sormayın ama Paul'un hatırına, ikimizin hatırına, onunla anlaşmaya çalıştım. | Open Subtitles | لا يمكنني أن أقول لكم السبب و أرجوكم لا تسألوني و من أجل "بول" و من أجلنا كلينا حاولت أن أتوصل لإتفاق معه |
| Bir anlaşmaya varılması halkımız için önemli. | Open Subtitles | من المهم لجماعتنا أن نصل لإتفاق .بيننا |
| İki Neslin Uzlaşması, evet. | Open Subtitles | لإتفاق جيلين" .. نعم" |