Dürüst olmak gerekirse, size bir telgraf çekip geziyi iptal etmesini rica ettim. | Open Subtitles | لِكي يَكُونَ صادقَ، سَألتُه لإرْسالك برقية لإلْغاء هذه السفرةِ. |
Michael, sevgi üzerine olmadığını anladığı düğünü iptal etmek için Küçük Britanya'ya gider. | Open Subtitles | قادَ مايكل لتَبَوُّل بريطانيا لإلْغاء الزفاف بأنّه أدركَ الآن ما كَانَ مستند على الحبِّ. |
Belki de düğünü iptal etmesi için abime 1.000 $ önerdiğimden. | Open Subtitles | رُبَّمَا لأني عْرَضُت علي أَخَّي ألف دولار لإلْغاء الزفاف. |
Evet, onun yerine adam Francie'de otururken onu arayıp iptal etmeyi seçtin. | Open Subtitles | نعم، بدلاً مِن ذلك، أنت اتصلت لإلْغاء الموعد بينما جَلسَ لوحده في فانسي؟ |
Etkinlikleri iptal ettiğim için özür diliyorum sonra tekrar programa koyduğum için özür diliyorum. | Open Subtitles | حسنا؟ أنا أَعتذرُ لإلْغاء الأحداثِ، ثمّ إعتِذار لإعادتها |
Yemeği iptal etmeyi hiç istemiyoruz ama... | Open Subtitles | ونحن كُنّا فقط نَعتقدُ بأنَّ نحن إكرهْ لإلْغاء العشاءِ، لكن - |
Kursun sonunda hazır olmadığınızı hissedersem veya kurs bitmeden kursu iptal ederseniz, düğünü iptal etme hakkım olur. | Open Subtitles | في نهايةِ الفصلِ، إذا أَشْعرُ بأنّك غير مستعد... ... أَوأنتتُوقفُالفصلَقبلالإكمالِ، أَمتلكُ الحقّ لإلْغاء الزفاف. |
İki kez, boşanmayı iptal etmek için size gelmiş. | Open Subtitles | "مرّتين، جاءتْ إليك لإلْغاء "الطلاق |