| Adrian, bütün direklere dokunduğunu fark ettim. Bu bir Amerikan şeyi mi? | Open Subtitles | أدريان، لقد لاحظت بأنك تلمس جميع الأعمدة، أهي عادة أمريكية؟ |
| Binbaşı Sheppard ile bir sorununuz olduğunu fark ettim. | Open Subtitles | لقد لاحظت بأنك في مشكلة مع الرائد شيبارد. |
| Misal, pedlerini aylık olarak aldığını fark ettim. | Open Subtitles | على سبيل المثال، لاحظت بأنك تَشترين من الفُوَّط الصحية ما يكفي لشهر كامل كل مرة |
| Haplarınızı eczacıda unuttuğunuzu fark ettim. | Open Subtitles | حسنا، لقد لاحظت بأنك نسيت دواءك عند بائع الدواء |
| Bugünlerde geç vakitlere kadar çalıştığını fark ettim. | Open Subtitles | لقد لاحظت بأنك كنتِ تعملين طوال اليوم |
| Sizde bunlardan olmadığını fark ettim. | Open Subtitles | لقد لاحظت بأنك لا تملكين من هذه |
| Şeker yok çünkü böyle sevdiğini fark ettim... | Open Subtitles | بدون سكر لأنني لاحظت بأنك كيف تحبه و |
| Ona karşı özel duyguların olduğunu fark ettim. | Open Subtitles | لاحظت بأنك تكنين مشاعراً له |
| Kendine "bayan" dediğini fark ettim. | Open Subtitles | لاحظت بأنك تُلقبين نفسكِ ب"سيدة" |
| "The Rat" de Red ile kahvaltı ettiğinizi fark ettim de... | Open Subtitles | شكرا لا تذكري ذلك الأمر أنني لاحظت بأنك تتناولين الفطور مع (ريد) |