| BayIm, o telefonu kullanmam gerek. | Open Subtitles | سيدي، أنا حقاً أحتاج لاستعمال هذا الهاتف |
| Bu sayede yürütücü işlevinizi kullanmak için daha motive olacaksınız. | TED | ستكون بذلك أكثر تحفيزًا لاستعمال الوظيفة التنفيذية. |
| Sadece biz insanların bu araçları kullanacak kadar zeki olduğumuzu düşünürdüm. | Open Subtitles | اعتدنا الاعتقاد أن البشر وحدهم ماهرون بما يكفي لاستعمال أدوات كهذه. |
| Şimdi o sesi tekrar kullanma zamanı. | TED | لقد حان الوقت لاستعمال ذاك الصوت مجددا. |
| Saban kullanman da gerekmeyecek. Sana bir traktör alacağım. | Open Subtitles | أنتِ لن تكوني مضطرة لاستعمال ذلك المحراث القديم فأنا سأشتري لكِ تراكتوراً |
| Hazineyi kraliçeyi devirmek için kullanmayı planlıyordu. O zamanki kraliçemiz kimdi? | Open Subtitles | حيث إنه يخطط لاستعمال ذاك الكنز لاسقاط ملكتنا العظيمة ما اسمها؟ |
| İşiniz, düşünebileceğiniz kadar çok günlük nesneyi kullanmanın pek çok başka yolunu bulmak. | TED | ووظيفتك هي ابتكار أقصى عدد ممكن من الطرق الأخرى لاستعمال الأدوات اليومية كما يخطر بذهنك. |
| Hastanın kalbini stabilleştirmek için defibrilatör kullanmamız gerekti. | Open Subtitles | اضطررنا لاستعمال المجاذيف لاستعادة انتظام القلب |
| Amerikalı eğitimcilerin tarih boyunca sınıflarda çizgi roman kullanmaya neden bu kadar isteksiz olduklarını anlamak istedim. | TED | أردت معرفة لماذا المعلّمون الأمريكيّون كانوا على مدى التاريخ معارضين لاستعمال القصص المصورة في فصولهم. |
| Başkan Yardımcısı'nın şakasında "zeka geriliği" lafını kullanmasını da azmettirdi. | Open Subtitles | لا, انتظر, هي قامت بالسماح لاستعمال هذه الكلمات كنكتة |
| Sadece bir kere de olsa beynini kullanmam yeterliydi. | Open Subtitles | كنت في حاجة لاستعمال دماغك ولو لمرة واحدة |
| Yürüyüşe çıkarırdım ve tasma kullanmam gerekiyordu ama kullanmak istemiyordum. | Open Subtitles | خرجت معه لنزهة واضطررت لاستعمال سلسلة لم أكد أريد استعمال سلسلة |
| Telefonu kullanmak için en az dört içki içmeniz lazım. | Open Subtitles | الحد الأدنى لاستعمال الهاتف هو أربعة مشاريب. |
| Sanırım tuvaleti kullanmak için beklemeliydim. | Open Subtitles | أعتقد أنه ينبغي علي الأنتظار لاستعمال الحمام |
| Onları kullanacak kadar düşmana yaklaşacağımızı düşünüyor musun? | Open Subtitles | تعتقد بأنّنا سنقترب بما فيه الكفاية إلى العدو لاستعمال ذلك؟ |
| Onları kullanacak kadar düşmana yaklaşacağımızı düşünüyor musun? | Open Subtitles | تعتقد بأنّنا سنقترب بما فيه الكفاية إلى العدو لاستعمال ذلك؟ |
| İnsan deneyimini ilerletmek için programlama kullanma fırsatı elimizde Bu aralar daha yeni başlıyoruz. | TED | إن الفرص لاستعمال الحوسبة لتطوير خبرة الإنسان في متناول يدنا، هنا والآن، نحن نبدأ فحسب. |
| Neyse ki, günümüz asansörleri saatte 70 km hızda hareket ederek çok daha hızlıdırlar, gelecekte sürtünmesiz magnetik raylar kullanma ihtimaliyle birlikte daha yüksek hıza bile çıkılabilir. | TED | لحسن الحظ، مصاعد اليوم أسرع بكثير، بسرعة تفوق 70 كيلومترًا في الساعة وهناك احتمال كبير لاستعمال مقصورات المصاعد لسكك توجيه مغناطيسية عديمة الاحتكاك مستقبلًا، وذلك لسرعة أكبر. |
| Tuvaleti kullanman gerektiğini mi söyledin? | Open Subtitles | هل قلتِ إنك بحاجة لاستعمال الحمّام؟ |
| Ve o toksini yakın bir zamanda tekrar kullanmayı planladığını. | Open Subtitles | وأنه يخطط لاستعمال ذلك السم مجدداً، وقريباً. |
| Bana verilen bu yeteneği, çok fazla acıya yol açmadan kullanmanın bir yolunu bulmalıyım. | Open Subtitles | ربما يجب ان اعرف طريقه اخرى لاستعمال القدره بدون التسبب في أي ألم هذه |
| Dinle, yetkililere haber vermek için senin telefonunu kullanmamız gerek, ve kimse öldürülmeden önce... | Open Subtitles | أنصت, نحن بحاجة لاستعمال هاتفك والاتصال بالسلطات والخروج من هذه الجزيرة |
| Bugün işe gelmem gerekmiyordu. Sadece tuvaleti kullanmaya geldim. Çünkü kuralı ihlal edip duruyor. | Open Subtitles | كنت أعمل هنا طوال اليوم ، لقد عادت للتو لاستعمال الحمام ، لأنها تبقى تنتهك القوانين |
| Başkan Yardımcısı'nın şakasında "zeka geriliği" lafını kullanmasını da azmettirdi. | Open Subtitles | لا, انتظر, هي قامت بالسماح لاستعمال هذه الكلمات كنكتة |