| Bu yıl içindeki benzer şikayetleri bulmak için iskan müdürlüğüne gittim. | Open Subtitles | اريد ان اشاهد شكاوي قسم الاسكان من السنة السابقه لاعاده البناء |
| programları teybe kaydettiler. -prova için. | Open Subtitles | انهم يسجلون برنامجهم فى شريط لاعاده الغناء عليه |
| Senin için bir şarkı yapacak vaktimiz yok Mercedes. | Open Subtitles | ليس لدينا الوقت لاعاده ترتيب الاغنيه من اجلك مرسيدس, راتشيل ستغنيها |
| O dünyamızı sevdiğinden geri dönüştürülebilir çöplerini ayıklıyor. | Open Subtitles | أنه يعزل المواد القابله لاعاده التصنيع لانه يحب أمنا الأرض |
| Alman ordusunun yardimiyla fasist rejimi yeniden kurmasi için onu italya'ya geri gönderir. | Open Subtitles | اعاد ارساله الى ايطاليا لاعاده تأسيس نظامه الفاشى لمساعده الجيش الالمانى |
| Yaptığınız gerçek bir oyunculuktu davanın düşmesi için benden yumruk yemeniz... | Open Subtitles | انهى هذا شىء موقف حقيقى فعلته. تاخد الضرب لاعاده القضيه. |
| Babam sırf köpeği geri götürmemek için annemin söylediği isimlere ses çıkarmıyordu. | Open Subtitles | أبيكانسيوافقعلى اي اسم تختاره أمي لأنهذايعنى أنه غير مضطر لاعاده الكلب |
| Bu gece için tekrar enerji yükleye hazırlanıyordum. | Open Subtitles | لقد كنت فقط أستعد لاعاده شحن طاقتى لليله |
| Biz de o paraları yeni bir amaç bulmak için iyi düşünülmüş bir karar verdik. | Open Subtitles | اتخذنا قرارا محسوبا لاعاده توظيف تلك الاموال |
| Birkaç mücevheri geri almak için 4 silahşöre de gerek olacak mı? | Open Subtitles | هل سيتطلب اربعه فرسان لاعاده بعض الالماس؟ |
| Piyasayı açtığı için yeniden oylamaya gerek kalmadı. | Open Subtitles | لا يوجد سبب لاعاده التصويت, نحن نفوز |
| Yeni bir entübe işlemi için hazır olun. | Open Subtitles | كوني مستعده لاعاده التنبيب |
| Yani söyleyeceğin tek yalan menüleri geri dönüştürülmüş kağıtlara bastığımız olur. | Open Subtitles | لذا الكذبه الوحيده التي ستقوليها هل اننا نطبع علي ورق قابل لاعاده التدوير |