3 yıl önce bunu bağışlanamaz buluyordum ama bugün 2 torunum hala hayattalar ve bu senin başarın sayesinde. | Open Subtitles | قبل ثلاثة سنوات أن دعاه لايغتفر. لكني عندي حفيدان الذي حي اليوم بسببك. |
Bulunsaydınız, bağışlanamaz olacaktım. | Open Subtitles | -لو كنت هناك لكان هذا خطاء لايغتفر بالنسبة الى |
- Brian, bu affedilmez. | Open Subtitles | براين، هذا لايغتفر |
Bunun affedilmez olduğunu düşünüyor. | Open Subtitles | وهو يظن أنه أمر لايغتفر. |
Fakat bu tür durumlarda iyi bir hafıza bağışlanmaz bir şeydir. | Open Subtitles | كحالات مثل هذه، الذاكرة الجيدة هي امر لايغتفر. |
Sadece bir özel olmayan olabilirim, ama siz ikinizin yaptığı bağışlanmaz. İyi günler. | Open Subtitles | قد اكون لست من المميزين, لكن مافعلتموه لايغتفر |
Yani suçu affedilebilir mi, değil mi? Sadece kendini düşünüyorsa, affedilir gibi değil. | Open Subtitles | أنه لايغتفر لو كانت تفكر بنفسها فقط |
Eğer gelmeseydim, bağışlanamaz olacaktım. | Open Subtitles | -لو لم احضر لكان خطاء لايغتفر لى |
Vicdansızlıktı, affedilir şey değildi. | Open Subtitles | لقد كان فاقد الوعي,لايغتفر |