| Bunlara göre tekerlekli sandalye yapmıyorlar ki. İşi bitti adamım. | Open Subtitles | لا يصنعون كراسي المعوّقين الصغيرة له لقد إنتهي أمره، يا رجل |
| Ama gümüş mm'lerden yapmıyorlar, ben de spreyleyip boyadım. | Open Subtitles | ولكن ، هم لا يصنعون الحلوى الفضية لذا ، لقد قمت برشهم |
| Ama artı k onlardan yapmıyorlar. Uğur getirsin diye taşıyorum. | Open Subtitles | لكنهم لا يصنعون منهم بعد الآن الذخيرة |
| Bu kameraları artık üretmiyorlar ve dayanıklı türden bir şey yani büyük ihtimalle hala çalışıyor. | Open Subtitles | انهم لا يصنعون هذه الكاميرات الان اعتقد بأنها لا تعمل حتى |
| Muhtemelen Gateshead'de saşimi yapmıyorlardır. | Open Subtitles | ربما انهم لا يصنعون الساشيمي في غيتزهيد هل هذا صحيح يا رفيق؟ |
| Artık böyle filmler yapmıyorlar. | Open Subtitles | إنهم لا يصنعون أفلام مثل هذه بعد الآن |
| O da hemen şöyle düşünmüş: "Neden bu şeyin insanlar için olanını yapmıyorlar?" | Open Subtitles | : لقد فكر ببساطة "لمَ لا يصنعون أحد من هذه للجسد؟ |
| - Hiçbir şeyi eskisi gibi yapmıyorlar ki. | Open Subtitles | لا يصنعون أي شيء كما اعتادوا. معك حق. |
| Artık senin gibi yapmıyorlar. | Open Subtitles | انهم لا يصنعون منهم بعد الان |
| Bayan Roberts kazanan kürsüsünün üzerine bir pankart koymamız gerekir dedi Jackie de "O kadar büyük kağıdımız yok, o kadar büyük yapmıyorlar" demeye başladı. | Open Subtitles | مشكلة ورق الآنسة (روبرتس) قالت أننا نحتاج إلى لافتة كبيرة للغد فقالت (جاكي) , "لا يوجد لدينا لافتة كبيرة بهذا الحجم انهم لا يصنعون لافتة بهذا الحجم" |
| Artık onlardan hiç üretmiyorlar gibi gözüküyor. | Open Subtitles | يبدوا أنهم لا يصنعون واحد منهم بعد الآن |
| Çikolatalı mobilya spreyi üretmiyorlar. | Open Subtitles | ،أنا أسف يا ((تشارلي لكنهم لا يصنعون منظف برائحة الشوكولاته |
| {\1c00FFFF}Bu zaten onun elbisesi... {\1c00FFFF}Muhtemelen kadınlar için yapmıyorlardır. | Open Subtitles | -هذه هي حلّتها -ربما لا يصنعون منها للنساء |