Ayrıca, sen ayrıldıktan sonra... orada kalmam için bir sebep göremedim. | Open Subtitles | بالإضافة إلى أنه بعد أن قدمت استقالتك لم أشعر أن لدي سبباً لبقائي هناك |
Eğer bana bu şekilde davranılacaksa burada kalmam için bir sebep göremiyorum. | Open Subtitles | لا أرى سبباً لبقائي هنا إن كانت تلك هي الطريقة التي أعامل بها |
o an için sevinmiştim. Çünkü, çünkü bar benim burada kalmam için bir bahane. | Open Subtitles | وأسعدني ذلك لأن الحانة تمثّل مبرراً لبقائي هنا |
Benim hayatta olmamın tek nedeni, babanın beni zamanında bulması. | Open Subtitles | السبب الوحيد لبقائي على قيد الحياة هو أن أباكِ قد وجدني في الوقت المناسب |
Hâlâ hayatta olmamın sebebini bilmek ister misiniz? | Open Subtitles | هل تريد أن تعلم السبب الوحيد لبقائي حيا ؟ |
Tanrı, hayatta olduğum için ne kadar şanslı olduğumu hatırlatıp duruyor. | Open Subtitles | يستمر الرّب بتذكيري بأني محظوظ لبقائي على قيد الحياة |
Eclair'le beraber olduğum için gerçekten çok mutluyum. | Open Subtitles | أنا حقاً سعيد لبقائي مع إيكلريا. |
Bu yüzden sana kalmam için oy verir misin diye soracaktım. | Open Subtitles | لذا أردت السؤال إنك كنت ترغبين بالتصويت لبقائي. |
Odada kalmam için... yeterince sebep yok. | Open Subtitles | لم يكن هناك سبب مقنع لبقائي بالغرفة. |
Bu yüzden, pazartesi günü kalmam için bana oy verir misin diye sormak istemiştim. | Open Subtitles | لذا... أردت سؤالك إن... إن كنت تريد التصويت لبقائي في يوم الإثنين. |
Tabii eğer burada kalmam için bir sebep olduğunu düşünüyorsan. | Open Subtitles | إلا إذا... انت تعتقد ان هناك سبب لبقائي هنا. |
Juliette, Robert, Kader ve Timur kalmam için oy verecek. | Open Subtitles | (جولييت) و (روبرت) و(قادر) و (تيمور) سوف يصوتون لبقائي. |
Robert, Juliette ve Kader kalmam için oy verecek. | Open Subtitles | (روبرت) و(جولييت) و(قادر) سيصوتون لبقائي... |
Hâlâ hayatta olmamın tek nedeni, Doktor'un söylediklerini yapmam. | Open Subtitles | السبب الوحيد لبقائي على قيد الحياة هو انني أنفد ما يقوله الدكتور |
Artık iyileştiğine göre burada olmamın anlamı yok. | Open Subtitles | والآن بعد شفائـُـكِ لم يـُـعد هناك حاجة ضرورية لبقائي هنا |
Hala burada olmamın tek sebebi o. | Open Subtitles | وهذا هو السبب الوحيد لبقائي هنا حتى الآن |
Hayatta olduğum için şanslıyım. | Open Subtitles | انا محظوظة لبقائي على قيد الحياة |
Seninle olduğum için kendimi çok kötü hissediyorum. | Open Subtitles | أشعر بالأسى لبقائي معك |
Uzakta olduğum için üzgünüm. | Open Subtitles | آسفة لبقائي بعيدًا |