| Ayrıca öteki ben bu durumu çözmek için buraya geliyor. | Open Subtitles | و نظيرتي في طريقها إلى هنا الآن لتسوية هذا الأمر. |
| Sanırım bu beyler işleri halletmek için özel görüşmek isterler. | Open Subtitles | بيل، أعتقد أن هؤلاء السادة يودون قليل من الخصوصية لفترة من الآن نوعا ما لتسوية الامور |
| Bence de öyle. En son haksız yere birisi tutuklandığında, ...3 milyon dolar tazminat kazanmıştı. | Open Subtitles | في آخر مرة رُفعت قضية إعتقال غير قانوني على شرطة المدينة توصلوا إلى 3 ملايين دولار لتسوية الدعوى |
| Çünkü devrimden sonra yasaları yoluna sokmak için avukatlara ihtiyaçları olacak. | Open Subtitles | لأنهم يحتاجون المحامون بعد الثورة لتسوية النهاية القانونية لأنهم يحتاجون المحامون بعد الثورة لتسوية النهاية القانونية |
| Dava kapanmadan önce anlaşmak için bir şansımız var ama kapanıyor ve kapandığı zaman onlara ayı bile teklif etsek boş. | Open Subtitles | لدينا فرصة لتسوية هذا قبل أن يظهر هذا للعيان لكن الوقت يمر وإن لم نقم بهذا فعرض القمر عليهم لن يكون كافياً |
| Mevcut halinde devam mı edilecek, büyütülecek mi, yoksa bir uzlaşmaya mı varılacak? | Open Subtitles | إما أن يكمل بالشكل الحالي ويوسعه، أو يحاول الوصول لتسوية تفاوضية |
| Bende şunu otların kenarlarını düzeltmek için şunu kullanayım diyorum. | Open Subtitles | إذن ؟ فكّرتُ باستخدام هذه الأداة لتسوية الحشائش حول السياج |
| Ya hastane yönetimine gerçeği söylersin ve hastane anlaşma yapar, ailenin eline biraz olsun para geçer, bu sayede evlerini elinde tutarlar. | Open Subtitles | و يتوصل المستشفى لتسوية تحصل العائلة على نقود و تحتفظ بالمنزل |
| Bu meseleyi çözmenin sadece bir yolu var. | Open Subtitles | يوجد طريقة واحدة لتسوية هذا الامر ولتكن هكذا |
| Bu detayları bugün halletmeye çalışmaktan vazgeçer misiniz? | Open Subtitles | يمكنك خطوة إلى الوراء من محاولة لتسوية هذه التفاصيل اليوم؟ |
| Bunu çözmek için daha çok polis getirecekler o kadar. | Open Subtitles | سيقومون فقط باحضار المزيد من الشُرطة لتسوية المسائل |
| Evet ama bu meseleyi çözmek için bir yöntemde anlaşabileceğimizi düşünüyordum. | Open Subtitles | نعم، ولكن كان شعوري أنه ينبغي أن نكون قادرين على الاتفاق حول استراتيجية لتسوية هذه المسألة |
| Sizde bu işi çözmek için düellodan daha iyi bir bulamadınız mı? | Open Subtitles | ولم تستطع التفكير في طريقة أفضل لتسوية هذا غير المبارزة؟ |
| Karımla bazı işlerimizi halletmek için Bisbee'ye gidiyoruz. | Open Subtitles | أنا و زوجتي ذاهبان إلى بيسبي لتسوية بعض المشاكل |
| Hayır, bu olayı halletmek için yeteri kadar zamanın vardı. | Open Subtitles | كان لديكم متسع من الوقت لتسوية هذا الأمر |
| Paylarını toplu davaları halletmek için kullanabiliriz. | Open Subtitles | بإمكاننا أن نستعمل مال دخولهم لتسوية الدعاوى الجماعية |
| Kilise piskoposundan 1.4 milyon dolarlık tazminat çekin. | Open Subtitles | هذا شيك من الابرشيه لتسوية حسابك قيمتة 1,4 مليون دولار |
| Sigorta firmaları için tazminat ödemek dükkanı kapatıp, yenilemekten daha ucuz. | Open Subtitles | وتقول شركة التأمين أنّه من الأرخص أن يصلوا لتسوية من أن يغلقوا ويجددوا. |
| Tüm hayatım boyunca işleri bu şekilde yoluna soktum. | Open Subtitles | أعني, لقد كنت أستعمل هاتين طوال حياتي لتسوية الأمور. |
| anlaşmak bizim için gittikçe daha zor olmaya başladı. | Open Subtitles | كان من الصعب علينا إيجاد حلول لتسوية النزاعات |
| Bir uzlaşmaya varırsak, uçağını kaçırmazsın. | Open Subtitles | -لن تفوتك إذا توصلنا لتسوية |
| İlişkilerinizi düzeltmek için, ruhunuzun özünü sunmak için ve bunu başka birinde aramak için ölüm-kalım anını beklemek zorunda değilsiniz. | TED | ليس عليك الإنتظار لحالة حياة أو موت لتسوية العلاقات التي تهمكم، لتقديم نخاع روحك والبحث عنه في الآخر. |
| Kızımıza saldıran yaratığın da serbest kaldığı yetmezmiş gibi 10 milyon doları da cebine attı, çünkü onunla anlaşma yoluna gittin. | Open Subtitles | والوحش الذي إعتدى عليها ليس حراً فحسب ولكنّه أكثر ثراء بـ10 ملايين الآن لأنّك إضطررت لتسوية الأمر معه. |
| Bunu çözmenin tek bir yolu var. | Open Subtitles | حسناً. هناك طريقة واحدة لتسوية هذا الأمر. |
| Bu işi temelli halletmeye hazır mısın? | Open Subtitles | أأنت مستعد لتسوية هذا الأمر... للمرة الأخيرة؟ |