Zavallı etinize batan keskin bir şey, bir şey hissetmek için, herhangi bir şey, bundan başka bir şey. | TED | شيء حاد لتعلقي عليه جسدك الحزين. لتشعري بشيء، أي شيء، عدا هذا. |
Kendini güvende hissetmek için çökebilecek bir odayı seçtin. | Open Subtitles | لقد إخترتي الغرفة الوحيدة المهددة بالإنهيار لتشعري بالأمان فيها |
Daha iyi hissetmek için bunun yerine koyacağın bir şey bulmaya çalışıyorsun. | Open Subtitles | أنتِ تحاولين أن تجدي بديلاً لتشعري بالتحسن |
Kendini evinde hissetmen için bir iki parça eşyanı getirdim. | Open Subtitles | احضرت لك بعض الاشياء لتشعري كأنك في المنزل |
Kendini evinde hissetmen için bir iki parça eşyanı getirdim. | Open Subtitles | احضرت لك بعض الاشياء لتشعري كأنك في المنزل |
Biliyorsun ki suçlu hissetmen için bir sebep yok. | Open Subtitles | تعرفين... لا يوجد لديكِ شيء لتشعري بالذنب تجاهه |
Şimdi sadece kendini daha iyi hissetmek için söylüyorsun ve... bu da bencilliğin en kötü hali. | Open Subtitles | أنتِ تخبريني بهذا الآن لتشعري نفسكِ بتحسن و هذا أسوا نوع من الأنانية |
Ve şimdi de kendini daha iyi hissetmek için öyle değilmiş gibi davranıyorsun. | Open Subtitles | والآن تحاولين التظاهرَ بوجودِ سببٍ آخر لتشعري بالرضا عن نفسك |
- Asla daha iyi hissetmek için içme. - Sadece "daha da" iyi hissetmek için iç. | Open Subtitles | لا تشربي قط لتشعري بتحسن اشربي فحسب لتزيدي تحسنك |
Belki pisti hissetmek için bunu kullanabilirsin. | Open Subtitles | لذا ربّما يمكن أن تستعملي ذلك لتشعري بساحة التزحلق |
Her neyse, kendini kötü hissetmek için bir nedenin yok. | Open Subtitles | على أي حال أعتقد أنك لم تحصلي على سبب لتشعري بالقرف |
Gerçekten hissetmek için incecik bir uyku tulumu ve delikli, iki kişilik bir çadırın uzaydaki eşdeğeri lazım. | Open Subtitles | لكن لتشعري به حقاً تحتاجين في الفضاء ما يعادل كيس نوم رقيق وخيمة لشخصين تسمح بالتسرب |
Ama kendini daha iyi hissetmek için Adam'ı incitme. | Open Subtitles | لكن لا يجب أن تجرحي مشاعر آدم لتشعري بتحسن |
Öpücüğü, yemin ederim, — ulu tanrıça ayı bir hediye gibi açmış ve sen de gölgenin sonunda bileklerinden çözüldüğünü hissetmek için oradasın gibi. | TED | قبلتها، أقسم أنها... إذا فتحت الأم العظيمة بسرعة القمر كهديّة وكنت أنت هناك لتشعري بطيفك أخيراً منزوعاً من رسغك. |
Bunun, basitçe durumu kavramandan çok, onu hissetmen için altın bir fırsat olduğunu düşünüyorum. | Open Subtitles | هل لي أن أقترح أنّ هذه فرصة ذهبيّة لكِ لتشعري بالحالة، بدلاً من ترشيدها ببساطة؟ |
Ama ağrın varsa, daha rahat hissetmen için gerekeni yapman konusunda koşulsuz destekliyorum. | Open Subtitles | لكن انكنت تتألمين.انتي تملكين دعمي الغير مشروط لتفعلي ماتريدين لتشعري بالتحسن |
Ayaklarım seninkilerden daha beyaz değil. Kendini daha iyi hissetmen için sana öyle söyledim. | Open Subtitles | و قدميّ ليست أكثر بياضاً من خاصتك ، لقد أخبرتك بهذا لتشعري بتحسن |
İyi hissetmen için ne gerekiyorsa yap ama gelip de bana söylenme. | Open Subtitles | أو أياً ماكنتِ بحاجة لفعله لتشعري بالرضا ولكن إياكِ والتحدث إلي |
İnanılmaz bir şeyin parçasıymışsın gibi hissetmen için yönlendirildin. | Open Subtitles | لقد تم التلاعب بكِ لتشعري بإنّك جزء من شيء مذهل. |
Kendini suçlu hisetmen için bir sebep yok. | Open Subtitles | لايوجد لديك سبب لتشعري بالذنب |