| Onunla konuşacağım çok şey var. | Open Subtitles | انا وهو لدينا الكثير لتكلم عنه |
| Şu Chili ile konuşacağım. -Ayrıca, senin bir işin var. | Open Subtitles | ـ (راي)، سأذهب لتكلم مع (تشيلي) ـ علاوة على هذا، إنّك لديك وظيفة |
| Şu Chili ile konuşacağım. -Ayrıca, senin bir işin var. | Open Subtitles | ـ (راي)، سأذهب لتكلم مع (تشيلي) ـ علاوة على هذا، إنّك لديك وظيفة |
| Onlar da seninle konuşmaktan memnun olacaktır ne zaman istersen. | Open Subtitles | (سأتكلم مع (نيويورك سيكونون مسرورين لتكلم معك في اي وقت |
| Acilen operasyon komutanıyla konuşmalıyım. | Open Subtitles | بحاجة لتكلم مع القائد بالفور. |
| Telefonda konuşmak için güneş gözlükleri mi lazım? | Open Subtitles | تَحتاجُ للنظارة الشمسيةَ لتكلم على الهاتف؟ |
| Pekiala Bay Selznick, Bo ile anlaşmamı yapayım mı... yoksa kuru temizlemeciniz ile konuşacak mısınız? Eger bulursanız tabi. | Open Subtitles | حسناً يا سيد (سيلزنيك)، هل سأتفق مع (بو)، أم إنّك تُساعدني لتكلم مع صاحب الغسيل لأجده؟ |
| Onunla sadece konuşacağım. | Open Subtitles | -أحتاج فقط لتكلم معه |
| Gidip onunla konuşacağım. Tanıştığıma memnun oldum George. | Open Subtitles | سأذهب لتكلم معها (سررت بلقائك (جورج |
| Şimdiye kadar senin için ne yaptı, konuşmaktan başka? | Open Subtitles | ماذا فعل لك لتكلم بشأن هذا؟ |
| Şimdiye kadar senin için ne yaptı, konuşmaktan başka? | Open Subtitles | ماذا فعل لك لتكلم بشأن هذا؟ |
| Acilen operasyon komutanıyla konuşmalıyım. | Open Subtitles | بحاجة لتكلم مع القائد بالفور. |
| Onunla konuşmalıyım. | Open Subtitles | .بحاجة لتكلم معه بحق |
| - Sanırım, konuşmak için buradayım. - Konuş öyleyse. | Open Subtitles | . أنا هنا لتكلم ، أعتقد . إذن تكلم |
| Buraya bunu konuşmak için gelmediniz tabi. | Open Subtitles | لكنكِ لم تأتين إلى هُنا لتكلم بشأن هذا. |
| Pekiala Bay Selznick, Bo ile anlaşmamı yapayım mı... yoksa kuru temizlemeciniz ile konuşacak mısınız? Eger bulursanız tabi. | Open Subtitles | حسناً يا سيد (سيلزنيك)، هل سأتفق مع (بو)، أم إنّك تُساعدني لتكلم مع صاحب الغسيل لأجده؟ |