| Sadece Porsche almak için bir bankaya ihtiyacım vardı. | Open Subtitles | أنا فقط بحاجة للبنك لدفع ثمن بلدي بورشه. |
| bedelini ödemeye hazırım. Bazen yalnız kalabilmek için. | Open Subtitles | أنا مستعد لدفع ثمن ذلك أكون وحيداً أحياناً |
| Hey. Dostum! Bunu nasıl ödemeyi planlıyorsun? | Open Subtitles | هيي، صديقي هل تخطط لدفع ثمن هذا ؟ |
| Etin tamamını ödeyecek param yoktu. | Open Subtitles | لم يكن لديَّ ما يكفي من المال لدفع ثمن اللحم |
| Suçlarını ödemek için burada olmadığına göre hınçlarını benden alacaklardır. | Open Subtitles | إذا لم يتواجد هنا لدفع ثمن جرائمه فأنا سأتحملها جميعها |
| Tüm bu işleri yürütmek için ödemeye parayı, nasıl sağlıyor Vin? | Open Subtitles | كيف فين تملك المال لدفع ثمن كل تلك دعوى يصل السيارات؟ |
| Günahkar olabilirim ama günahlarımın bedelini ödemek istiyorum. | Open Subtitles | يمكن أن أكون آثما لكنني على استعداد لدفع ثمن خطاياي. |
| Vietnam'da, ihtiyar alıcılar tabutların parasını ödemek için nakit para transferini kullanırlar. | TED | في الفيتنام،استخدم المستفيدون المسنون تحويلات أموالهم لدفع ثمن النعوش. |
| Japonya'ya bir bilet almak için hiç param yok. | Open Subtitles | لا املك أي أموال لدفع ثمن تذكرة سفر الى اليابان. |
| Davetiyeyi almak için paran var artık. | Open Subtitles | الآن وقد تحصلتَ على النقود لدفع ثمن الدعوة |
| Teleferik bileti almak için kredi kartımı kullandım. | Open Subtitles | أو لا. إستعملت بطاقة إئتماني لدفع ثمن تذاكر المصعد |
| Bugün , benim tarafım barış isteyen ve bunun bedelini ödemeye hazır insanlardır. | Open Subtitles | اليوم، في جانبي جميع أولئك الذين يريدون السلام وهم على استعداد لدفع ثمن السلام |
| Bunun bedelini ödemeye razıyım. | Open Subtitles | وسأكون مستعداً لدفع ثمن فعلتي |
| Hatamın bedelini ödemeye hazırım. | Open Subtitles | وانا مستعد لدفع ثمن خطيئتي |
| Hesabıma yazarsın. Ne zaman ödemeyi düşünüyorsun peki? | Open Subtitles | ضعيه على حسابي - متى تخططين لدفع ثمن هذا؟ |
| Bunu nasıl ödemeyi planlıyorsun? | Open Subtitles | كيف تخططون لدفع ثمن هذا ؟ |
| Bunu ödeyecek param yok. | Open Subtitles | ليس لدي المال لدفع ثمن التصليح |
| - Ayrıca ne masrafları, ne de kirasını ödeyecek parası kalmadı. | Open Subtitles | -وليس لديها مال كافي لدفع ثمن ادويتها او سداد ايجارها |
| Benzin parasını ödemek için kredi kartını kullanmış olabilir. | Open Subtitles | يمكن أنه استخدم بطاقة الائتمان لدفع ثمن البنزين |
| De quorum potestate... Ebedi kurtuluşun için ödemeye razı değil misin, kardeşim? | Open Subtitles | مستعد لدفع ثمن الخلاص الأبدي, يا اخي ؟ |
| Bilgi için ödemeye gelince, "çek defteri gazeteciliği" kısmen bilginin yanlılığına yol açması yüzünden engelleniyor. | TED | وعندما نأتي لدفع ثمن المعلومات، فإن "دفتر شيكات الصحافة" مُحبِط للغاية، في جزء منه، بسبب التحيز الذي يقدمه في نوع المعلومات التي تحصلون عليها. |
| Tabi ülke bunun bedelini ödemek isterse. Saçmalama,senin işin parayla. | Open Subtitles | لو أن الدولة مستعدة لدفع ثمن هذا |
| Karşı taraf ise barış istemeyen ve bunun bedelini ödemek istemeyen insanlardır. | Open Subtitles | على الجانب الآخر هم الذين لا يريدون السلام "يقصد الفلسطينيين" وليسوا على استعداد لدفع ثمن السلام |