| En önde, o gün orada olduğuna dair kanıtımız var. | Open Subtitles | وفوق ذلك لدينا دليل فوتوغرافي يظهر أنّ ذلك هو أنت |
| Aynı saatten senin de aldığına dair kanıtımız var. Evet, hatırlıyorum. | Open Subtitles | لدينا دليل يثبت شرائك لنفس النوع من الساعة |
| Bu programın büyük etkisini gösteren açık kanıtlarımız var. | TED | لدينا دليل واضح على التأثير العظيم لهذا البرنامج. |
| Ayrıca beş parasız olduğunu da söylediler. Dolayısıyla bir ipucumuz var. | Open Subtitles | قالوا أيضاً أنه كان مفلساً, و لذا لدينا دليل آخر |
| Elimizde kanıt olmasa bile Bichri'nin bir şeyler karıştırdığını biliyoruz. | Open Subtitles | حتى ولو ليس لدينا دليل فنحن نعرف أنه يخطط لشيء |
| Bazevich'le ilgili bir ipucu bulduk. | Open Subtitles | هاي , استمع لدينا دليل عن بازيفتش |
| Ayrıca hiç kanıtımız yok.Yaşlı adamın kaseti nereden bulduğunu bile bilmiyoruz. | Open Subtitles | ليس لدينا دليل ، حتى أنّ لا نعرف من أين حصل الرجل المسن على الشريط |
| DiLaurentis davasında yeni bir kanıtımız var. Kan örneğine ihtiyacımız var. | Open Subtitles | لدينا دليل جديد في قضية ديلورنتوس ونحتاج منكِ أن تأتي لنأخذ عينه من دمك |
| Yer elmasının öldürüldüğüne dair kanıtımız var ve yumuşuyorsun öyle mi? | Open Subtitles | لدينا دليل على أنه تم قتل بطاطستنا و الان تجد مرونتك ؟ |
| Sutton'ın kulübesinde olduğunu gösteren kanıtımız var. | Open Subtitles | لدينا دليل على أنك كنتي في السقيفة مع السيد ساتون |
| Oğlumun kaçırıldığı evin dışarısında olduğuna dair kanıtımız var. | Open Subtitles | والتبعات التي جاءت مع ذلك لدينا دليل أنك كنت في خارج ذاك المنزل الذي احتجز فيه الصبي |
| Ekselans. Gözlerinizi acacak kanıtlarımız var. Kızlar sahtekar! | Open Subtitles | سعادتك، لدينا دليل سيوضح لك أن البنات تكذب |
| Sorumlu ülkelere dair güçlü kanıtlarımız var, destekledikleri terörist grupla birlikte. | Open Subtitles | و لدينا دليل على تورط دول في هذا التفجير و الجماعة الإرهابية الذي نفذت التفجير |
| O mektubun bizi Mill Creek Katili soruşturmasından uzak tutmak için hazırlanmış bir tuzak olduğunu gösteren kanıtlarımız var. | Open Subtitles | لدينا دليل يشير الى ان الرسالة مجرد مزحة ليلهينا عن التحقيق في قاتل جدول كريك |
| Gelişmeleri bildirmek istedim. Suikaste yönelik sağlam bir ipucumuz var. | Open Subtitles | أردت إخبارك أننا لدينا دليل قوي على القاتلة |
| Sağlam bir ipucumuz var, ve şu an onunla uğraşıyoruz. | Open Subtitles | لدينا دليل مادي ونعمل عليه الآن |
| Madeni Para Fuarını peşinde olduklarına dair Elimizde kanıt yok. | Open Subtitles | ليس لدينا دليل على أنّ هدفهم معرض العملات المعدنية |
| Şu anda Elimizde kanıt olmayabilir ama olacaktır. | Open Subtitles | ربما ليس لدينا دليل قاطع الآن، ولكن سيكون لدينا مستقبلاً |
| Yeni bir hedef hakkında bir ipucu bulduk. | Open Subtitles | لدينا دليل على الهدف الجديد |
| Burayı bildiklerine dair kanıtımız yok. | Open Subtitles | لا يوجد لدينا دليل كما أنهم يعلمون هذا المكان0 |
| Tanığı kontrol etmişler, elimizde ona karşı ikinci derece kanıt var. | Open Subtitles | تمّ التحقق من عذر غيابه ونحن لدينا دليل عرضي فقط ضدّه |
| Atış ihbarı aldık ama kimsenin vurulduğuna dair bir kanıt yok. | Open Subtitles | الإطلاق تم الإبلاغ عنه, لكن ليس لدينا دليل لأي شخص أطلق عليه. |
| Masum bir insanın infaz edildiğine dair kesin bir kanıtımız olsa İllinois'te olduğu gibi resmi geciktirme isteyebilirdik. | Open Subtitles | بالتأكيد، إذا كان لدينا دليل مطلق بأنه ينفذ الحكم بالبريئين يمكننا أن نطلب التأجيل مثل الذي في إلينويز |
| Artık, seni cinayetle suçlayacak yeterli Delilimiz var. | Open Subtitles | الآن لدينا دليل كافي لإتهامك بجريمة القتل |