| Bodrum katında tahnit odası var. Kabul salonu ve ofisler ilk katta. | Open Subtitles | لديها غرفة تحنيط في الطابق السفلي وغرف المشاهدة والمكتب في الطابق الأوّل |
| Biliyor musunuz, kızkardeşim, onun bir oturma odası var. Çok, çok modern | Open Subtitles | اتعلم, ان اختى لديها غرفة استقبال حديثة جدا |
| Doğru.. Akvaryum ve magazinlerle dolu bir odası var. | Open Subtitles | هذا صحيح ، لديها غرفة صغيره للمجلات الإبحايه و بها حوضٌ للأسماك |
| Kaç tane muayenehanenin laminer akım odası var şaşarsınız? | Open Subtitles | لأنك ستندهش من عدد الممارسات التي ليس لديها غرفة تدفق رقائقية |
| Sinema odası var. Birini korumanın kötü yolları da var. | Open Subtitles | لديها غرفة ذات إطلالة هناك طرقٍ أسوأ لحماية الناس |
| Evinde çocukluğumdan kalma eşyalarla dolu bir odası var kitap dolabındaki gizli kapının arkasında. | Open Subtitles | لديها غرفة مملوءة بأغراض طفولتي بمنزلها وراء مدخل سري في خزانة |
| Gail teyzenin şehir dışından gelen bir gazeteci için de bir odası var mıdır sence? | Open Subtitles | أتظن أن خالتك (غايل) لديها غرفة لصحفي من خاج البلدة؟ |
| Donanımlı bir panik odası var. | Open Subtitles | لديها غرفة ذعر كاملة |
| Senin resimlerinle süslenmiş bir odası var. | Open Subtitles | لديها غرفة مُزينة بصوركَ |
| Dalgagüdücü'de, her türlü zamana uygun kıyafet üreten kıyafet odası var. | Open Subtitles | (ويف رايدر) لديها غرفة تمويه تصنع ثياباً مؤقتة... أزياء |
| Kahretsin, benim için de bir odası yok ama hazırlıyor. | Open Subtitles | أعني اللّعنة، لم يكن لديها غرفة لي ولكنها تعدّ واحدة، أقسم لك |