| Restoranda Bir saat beklemiş, eve dönmeden önce. | Open Subtitles | انتظرت في المطعم لساعه قبل ان تأخذ سيارتها وتعود للبيت |
| Ama Bir saat geç kapatmak istersen, kendin bilirsin. | Open Subtitles | لكن لو أردت ان تبقيه مفتوحاً لساعه إضافيه, تعلم |
| Bir saatliğine şehre gideceğim. Sen de gelmek ister misin? | Open Subtitles | سوف أذهب فقط إلى المدينه لساعه هل تريد أن تأتي؟ |
| Ben bir saatliğine şehre iniyorum. Gelmek ister misin? | Open Subtitles | سوف أذهب فقط إلى المدينه لساعه هل تريد أن تأتي؟ |
| Dün telefonda her gece yaptığımız gibi konuşuyorduk, yani bir buçuk saattir... | Open Subtitles | نحن نتحدث بالهاتف بين ليلة و اخرى لساعه و نصف |
| Ama haberiniz olsun, içinizden biri Bir saat için bile gidecek olursa döndüğünüzde işiniz olmayacak. | Open Subtitles | لكن أعلمو أنه لو غادر أحدكم من هنا ولو لساعه فلن يحصل على عمل عندما يعود هل هذا واضح؟ |
| Bilmiyorum ama Bir saat boyunca sessiz ve yakın durursak çıkar bence. | Open Subtitles | لا أعلم، لكنني أظن أنه سيخرج إذا ظلّينا هائدين ومتمركزين لساعه أو إثنين. |
| Bir kere dirseğim yanlışlıkla göğsüne sürtündü diye Bir saat ağladığını unuttun mu? | Open Subtitles | تذكر, لقد بكيت لساعه كاملة على كوعي لمرة وبطريق الخطا لمست صدرك؟ |
| Bir saat falan çalışsan yeter. O kadar da zor değil. | Open Subtitles | أنت فقط يجب عليك الدراسه لساعه واحده ليست بالأمر الصعب |
| Cinayetten Bir saat sonraki görüntüleri getiriyorum. | Open Subtitles | هناك كاميراً اخرى في اماكن الوقوف. سأستخرج بيانات القرص الصلب لساعه من بعد الأطلاق. |
| Koşu başlayalı neredeyse Bir saat oluyor, Tom. | Open Subtitles | نحن الان مع السباق المستمر لساعه حتى الان |
| Çevirmen... Bu akşam yemekten sonra bir iki saatliğine. | Open Subtitles | مترجمه, لساعه أو شيء كهذا اليوم بعد العشاء |
| Bir saatliğine burada olmadığımı gizlemeni istiyorum. | Open Subtitles | احتاجك ان تغطي غيابي لساعه |
| Bir saatliğine burada olmadığımı gizlemeni istiyorum. | Open Subtitles | احتاجك ان تغطي غيابي لساعه |
| Bir saatliğine Rosewood'dan ayrıldım, A peşimdeydi. | Open Subtitles | تركت روزوود لساعه وكان A في كل الانحاء |
| Bir saatliğine? | Open Subtitles | لساعه واحدة |
| Tamam, bir saattir buradayım. Benden bu kadar. | Open Subtitles | حسنا لقد بقيت لساعه , ذلك ماوعدت به |
| - Bir saattir zili çalıyor. | Open Subtitles | كان يرن الجرس لساعه والدي ؟ |
| Bizi bir saattir fırçalıyorsun. | Open Subtitles | وانتي توبخينا لساعه |
| - Bir diğer saat için ödeme yapabilirdin. - Ne kadar? | Open Subtitles | يمكنك دائماً تدفع لساعه أخرى بكم؟ |
| Tepenin Çavuş artış Hızlı bakalım Bir saat için koştu | Open Subtitles | سيرجنت صعود التل لساعه ركضاً بسرعه هيا |
| Bir saat boyunca masa yokmuş. | Open Subtitles | لايستطيعون ان يجلسوا معنا لساعه |