| Ama bunu yalnız yapmak zorunda değilsin. Sana yardım edebilirim. | Open Subtitles | لكنّك لست مضطرّة لفعل هذا وحدك، بوسعي مساعدتك |
| Onu dinlemek zorunda değilsin Senin için neyin iyi olduğunu düşünüyorsan onu yapabilirsin | Open Subtitles | لست مضطرّة للإصغاء لها يمكنك القيام بما ترينه صواباً لكِ |
| Ama hemen yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | لكنّك لست مضطرّة لفعل ذلك الآن |
| Bunu başvuruna yazmana gerek yok. | Open Subtitles | لست مضطرّة لكتابة هذا فى استمارة التقدّم للعمل |
| Hadi ama, şimdi bu kadar somurtkan olmaya gerek yok. | Open Subtitles | بحقّك، لست مضطرّة لجعل هذا عناداً |
| - Bunu yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | لست مضطرّة لفعل هذا. |
| Bunu tek başına yenmek zorunda değilsin. | Open Subtitles | لست مضطرّة لخوض ذلك لوحدك |
| Onu öldürmek zorunda değilsin. | Open Subtitles | لست مضطرّة لقتله |
| Benim için endişelenmene gerek yok, aşkım. | Open Subtitles | لست مضطرّة للقلق عليّ يا عزيزتي |
| Benim için endişelenmene gerek yok, aşkım. | Open Subtitles | لست مضطرّة للقلق عليّ يا عزيزتي |
| Yemeğin parasını ödemene gerek yok. | Open Subtitles | لست مضطرّة للدفع للطعام |