| Alacağın tek şey o iğrenç ağzını yıkamak için küçük bir sabun. | Open Subtitles | . الشئ الوحيد الذى سوف تحصل عليه شراب قليل لغسل فمك القذر |
| Ondan sonra kafasını yıkamak gerekir diye düşündüm... Ve öldü. | Open Subtitles | ومن ثم اعتقدت ان راسه يحتاج لغسل ومن ثم مات |
| Sakin olmaya çalıştım. Ama aramızda kalsın, toplarını yıkamaya hazırdım. | Open Subtitles | لكن بيني وبينك أنا كنت مستعدة لغسل حذائه |
| Sen bana geri gel. Seni mutfağa vereyim, kredini geri ödemek için bulaşık yıka. | Open Subtitles | وتعود إلى ثانية أعيدك للمطبخ لغسل الصحون حتى ترد القرض |
| Gidip iç çamaşırlarımı ağzımla yıkamam gerek. | Open Subtitles | لغسل ملابسي الداخلية بفمي |
| Para aklama yöntemleri, yasadışı silah satışları gibi şeyler. | Open Subtitles | طريقة لغسل الأموال أجر لأسلحة غير مشروعة ، هذا النوع من الأشياء |
| Haydi, gidip dişlerini fırçala. | Open Subtitles | لماذا لا تذهبين لغسل اسنانك من اجل والدك |
| Bence çoraplarınızı yıkayıp, tıraş olmalısınız. Burası berbat kokuyor. | Open Subtitles | أعتقد أن رجالك بحاجة لغسل جواربهم و حلاقة ذقونهم.. |
| Sağ taraftaki de Khasinau'nun para aklamak için kullandığı bir holding. | Open Subtitles | وعلى اليمين,الشركه الذى يستعملها كازانو لغسل الموال |
| Bu gelirlerinizi Amerika'da güvenli bir şekilde aklamanın yolları var. | Open Subtitles | التي تكون بحاجة لطريق آمن لغسل هذه الإيرادات في أمريكا. |
| Şimdi izin verirsen tuvalete gidip gözlerimi yıkayayım. | Open Subtitles | والأن إذا سمحت لي علي الذهاب للحمام. لغسل عيوني. |
| eğer kıyafetleriniz varsa ve onları yıkamak için yeterince zamanınız yoksa, motorsikletine taktığı çamaşır makinesini kapınızın önüne getiriyor | TED | لو كانت لديك ملابس، وليس لديك الوقت الكافي لتغسلها، لقد أحضر ماكينة لغسل الملابس حتى باب منزلك، مثبته على عجلات. |
| Daha o sabah leğeni, hindimi yıkamak için kullanmıştım... | Open Subtitles | قد استعملته بذلك الصباح لغسل الدجاج الرومي |
| Bulaşıkları yıkamak için mutfağa gittim ama bütün o patırtıya rağmen bir bebek gibi uyumaya devam etti. | Open Subtitles | ذهبت للمطبخ لغسل الصحون كانت تغط في النوم كالأطفال |
| Nikah dairesinden önce araba yıkamaya uğrayalım. | Open Subtitles | في طريقنا إلى دار العدل سنذهب لغسل السيارة |
| yıkamaya hazır olduğunda ara beni. | Open Subtitles | اتصلي بي عندما تكونين على إستعداد لغسل ذلك |
| Sen bana geri gel. Seni mutfağa vereyim, kredini geri ödemek için bulaşık yıka. | Open Subtitles | وتعود إلى ثانية أعيدك للمطبخ لغسل الصحون حتى ترد القرض |
| Bu soru ellerimi yıkamam gerektirdiğini hatırlattı. | Open Subtitles | هذا يذكرني احتاج لغسل يدي |
| Para aklama yöntemleri, yasadışı silah satışları gibi şeyler. | Open Subtitles | طريقة لغسل الأموال أجر لأسلحة غير مشروعة ، هذا النوع من الأشياء |
| Git dişlerini fırçala ve pijamalarını giy. | Open Subtitles | إذهب لغسل أسنانك، وإرتدي منامتك. |
| Yüzümü yıkayıp bir fincan kahve içeyim. | Open Subtitles | سأذهب لغسل وجهي شرب كوب من القهوة |
| Ama eğer parayı ikiye katlayacaksak belki de paraları aklamak için ikinci kulübü açsak iyi olacak. | Open Subtitles | لكن إذا تمكنا من مضاعفة الأرباح ربما أفتتح ملهى ليلي آخر لغسل تلك الأموال |
| - Para aklamanın mükemmel bir yolu. | Open Subtitles | تلك طريقة عبقرية لغسل الأموال وبكميات كبيرة |
| Şimdi de vücudumu şu zararsız sabun ile bir güzel yıkayayım. | Open Subtitles | حان الوقت لغسل جسمي بقطعة الصابون هذه الغير مؤذية |
| Burada hiç çocuk yok... sadece çamaşır yıkayan kadınlar var. | Open Subtitles | حسنا، لا الأولاد هنا، نساء فقط لغسل الملابس. |
| Yüksek Konsey'in yarısının beyni yıkanmış olabilir. | Open Subtitles | ربّما تعرض المجلس الأعلى لغسل دماغ |
| Yüzünü yıkayacak temiz bir gömlek giyecek ve her ne düşüneceksen dışarıda düşüneceksin. | Open Subtitles | تعال معي ينبغي عليك الذهاب لغسل وجهك وتنظف قميصك ومن ثم قم بما تفكر به في الخارج ينبغي عليك الذهاب لغسل وجهك وتنظف قميصك ومن ثم قم بما تفكر به في الخارج |
| Gelip çamaşırlarını yıkayacağım. Temiz gömleğinin kalmadığını biliyoruz. | Open Subtitles | يجب ان أحضر لغسل وكى ملابسك كلانا يعلم انك استنفذت قمصانك النظيفة |
| Eskiden dairende çamaşırları yıkaman gibi. | Open Subtitles | لتستخدميها لغسل ملابسك في شقتك؟ |