| Sizin barıştığınızı düşündük, bunu duyunca çok sevinmiştik. | Open Subtitles | لقد ظننا أنكم تصالحتم و كنا سعيدين بسماع هذا الخبر |
| Bu tarafa doğru gelirsek sizi bulacağımızı düşündük. | Open Subtitles | لقد ظننا أننا سنلتقي اذا مررنا من هذا الطريق |
| O an için yapılabilecek tek şeyin bu olduğunu düşünmüştük. | Open Subtitles | لقد ظننا انه الشئ الوحيد الذى يمكن عمله وقتها |
| Biz gerçekten herkesin onu beğeneceğini düşünmüştük, ama siz beğenmeseniz de, uygun gördüğümüz şekilde dekorasyon yapma hakkımız olduğuna umarım saygı gösterirsiniz. | Open Subtitles | لقد ظننا أنه يُعجب الناس ولكن إن لم يُعجبكم .. نأمل أن تحترمون حقّنا بتزيينه كما نرى |
| Biz de hapisten kaçıp çalıntı perukla etrafta dolaştığını sanıyorduk. | Open Subtitles | حسنٌ، لقد ظننا أنّك اقتحمت السجن وكنت متنكراً بشعرٍ مستعار |
| Gerçek anlamda kıyamet kopuyor sandık. | Open Subtitles | لقد ظننا وقتها أن أبواب الجحيم قد أنفتحت علينا |
| -Biz onun yasak ülkede sonsuza dek kaybolduğunu düşünüyorduk | Open Subtitles | هذا مدهش لقد ظننا انه قد ضاع للابد في الاراضي المحرمة |
| Küçük yeğenim olduğunu düşündük ki bugün on yaşına basmış gibi görünmüyorsun ama... | Open Subtitles | لقد ظننا أنك إبن أخي الصغير لا يبدو أنك أتممت عامك العاشر اليوم، لكن |
| Küçük yeğenim olduğunu düşündük ki bugün on yaşına basmış gibi görünmüyorsun ama... | Open Subtitles | لقد ظننا أنك إبن أخي الصغير لا يبدو أنك أتممت عامك العاشر اليوم، لكن |
| Belki dışarı çıkıp eğlenmek istersin diye düşündük mesela dansa falan giderdik. | Open Subtitles | لقد ظننا فقط أنكِ ربما تريدين الخروج ,وتستمتعين ربما ترقصين ؟ |
| Dünyaya dönmeye çalışırken dengesiz bir solucan deliğinin içinde öldüklerini düşündük. | Open Subtitles | لقد ظننا أن غالبيتهم قد ماتوا في الممر الدودي الغير مستقر أثناء محاولتهم العودة الى الأرض |
| Motelde bir oda kiraladığını öğrenene kadar izini kaybettiğimizi düşündük. | Open Subtitles | لقد ظننا ان الدليل كان ميتاً حتى ادركنا انهُ إستأجرَ غرفةً في النزل |
| Prensesin odasında sevişmenin eğlenceli olacağını düşünmüştük. | Open Subtitles | لقد ظننا أنه من الممتع أن نتلاقى في غرفة الأميرة |
| Bunun eğlenceli bir gezi olacağını düşünmüştük! | Open Subtitles | لقد ظننا إنها ستكون رحلة ممتعة لمركز التسوق! |
| Onun yerine, içtiği uyuşturuculardan olduğunu düşünmüştük. | Open Subtitles | لقد ظننا انه ربما لانه كان يتعاطى |
| Bize ihtiyacınız olabileceğini düşünmüştük. | Open Subtitles | لقد ظننا انه ربما ... ربما تحتاجينا |
| 90 yaşındaki dedemin de cinsiyetleri bıraktığını sanıyorduk ama Jamekialı bakıcısı dava açınca yanıldığımızı anladık. | Open Subtitles | لقد ظننا أن جدي البالغ 90 عاما قد عاد إلى حالة غير جنسية لكن الدعوى القضائية من ممرضته الجمايكية أثبتت اننا كنا مخطئين |
| Soylarının tükendiğini sanıyorduk, ta ki torunlarım seni bulana kadar. | Open Subtitles | لقد ظننا أنهم إنقرضوا حتى وجدك أحفادي. -إنقرضوا؟ |
| Cape May'e gelebileceğinizi sanıyorduk. | Open Subtitles | لقد ظننا حقاً بانكم ستستطيعون الوصول لـ كايب ماي *منطقة في نيوجيرسي* |
| Önce arıza sandık ama aynı sonucu gösteren dört duba daha var. | Open Subtitles | لقد ظننا فى البداية أنه عطل و لكن هناك الآن 4 عوامات فى شمال الأطلنطى سجلت نفس الانخفاض |
| O kadar kötü bir casustun ki seni bir hayran falan sandık. | Open Subtitles | لقد ظننا انه نوعاً ما .. مُحبباً |
| Birkaç gün öncesine kadar onun sorunsuz olabileceğini düşünüyorduk. | Open Subtitles | لقد ظننا أنه خرج من مرحله الخطر منذ عدّة أيام، أيضاً. |
| Bizi biraz sevdiğini düşünüyorduk. | Open Subtitles | لقد ظننا بأننا نروقُ لكم نوعًا ما |