| Bir kara delik yaklaşık olarak 230 metrik tona ulaştığında yaşamak için sadece bir saniyesi olacak. | TED | عندما يبلغ الثقب الأسود حوالي 230 طنًّا متريًّا، فسيكون لديه ثانية واحدة أخرى فقط لكي يعيش. |
| Kurt yaşamak için o koyunu yemeliydi ama koyunu sevdiği için yemedi ve açlıktan ölmek üzereydi. | Open Subtitles | و لكي يعيش الذئب كان عليه اكل النعجة لم يستطع الاكل و كاد ان يموت |
| yaşamak için tek yapması gereken ceza olacak kadar yüksek bir miktar teklif etmesi olacaktı. | Open Subtitles | يقترح غرامة كلّ الذي يجب أن يعمله لكي يعيش أن يأتي بعدد تأديبي بشكل ملائم |
| Eğer benim dünyamın yaşaması için bu dünyanın ölmesi gerekiyorsa, öyle olsun. | Open Subtitles | إن كان على هذا العالم ان يموت لكي يعيش عالمي, فليحدث هذا |
| Benim dünyamın yaşaması için bu dünyanın ölmesi gerekiyorsa... öyle olsun. | Open Subtitles | إذا توجب على هذا العالم الموت لكي يعيش عالمي, ليكن اذاً |
| Yani diyorsun ki Logan yaşasın diye Drake öldü mü? | Open Subtitles | اذاً انتي تقولين... ان " درايك " قد مات لكي يعيش " لوغان " ؟ |
| yaşamak için sadece yemek olarak görmeliydi. | Open Subtitles | و لكي يعيش وجب عليه رؤيتها كأكل |
| yaşamak için işbirliği yapan birisiyim. | Open Subtitles | فالمرء يتعاون لكي يعيش |
| yaşamak için Lucy'nin kanını içiyor. Bir canavar. | Open Subtitles | (لكي يعيش فإنه يتغذى على دم (لوسي أنه وحش |
| yaşamak için böcek öldürüyor. | Open Subtitles | إنه قاتل لكي يعيش .. |
| Wraithler yaşamak için beslenmelidirler. | Open Subtitles | يجب أن يأكل الشبح لكي يعيش |
| Daha küçük olması yaşamak için daha az yiyeceğe ihtiyaç duyması demekti. | Open Subtitles | كونه صغير الحجم يعني أنَّ الـ(راهونافيس) يحتاج لـكمية أقل من الطعام لكي يعيش |
| Çok cesurdu. Mephesto'nun yaşaması için kendi hayatını riske attı. | Open Subtitles | كان شجاعاً جداً (خاطر بحياته لكي يعيش (ميفستو |
| Uzun ve mutlu hayat yaşasın diye. | Open Subtitles | لكي يعيش حياة طويلة سعيدة |