| sana çok para gönderiyorum, anne. Bebek bakıcılığı yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | أرست لك الكثير من المال يكفيك عن أن تكوني راعية أطفال |
| Yemin ederim, sınırı geçersem, sana çok para göndereceğim, ve torunumu geri alacağım. | Open Subtitles | أقسم لكِ، في حال عبرت الحدود فسأرسل لك الكثير من الأموال وسأستعيد حفيدي |
| sana çok para ödedim ama hiçbir şey getirmedin. | Open Subtitles | لقد دفعت لك الكثير و أنت لم تأتينى بأى شئ |
| Şu hukuk kitaplarının senin için çok şey ifade ettiğini biliyorum, ama burada işe yaramazlar. | Open Subtitles | انا اعرف ان كتب القانون تعني لك الكثير , لكن ليس هنا |
| Ama zavallı annemin arzuları senin için pek bir şey ifade etmiyor herhalde. | Open Subtitles | بالرغم من أنني لا أفترض ان رغبات ماما المسكينة كانت تعني لك الكثير |
| sana çok para ödedim, ama hiçbir şey getirmedin. | Open Subtitles | لقد دفعت لك الكثير و أنت لم تأتينى بأى شئ |
| Bir iyilik. Ben sana çok iyilikler yaptım. | Open Subtitles | خدمة لقد قدمت لك الكثير من الخدمات اللعينة |
| Ve sana, çok sevdiğin küçük yumurtalardan yaptım. | Open Subtitles | لقد أحضرت لك الكثير من هذا البيض الذي تحبّه كثيراً |
| Evet, sana çok para kazandırdığımı biliyorum. | Open Subtitles | نعم, اتذكر انني كنت اربح لك الكثير من النقود. |
| 90 dakika sana çok şey ifade etmiyor olabilir ama bana çok şey ifade ediyor. | Open Subtitles | تسعون دقيقة ربمـا لا تعني لك الكثير لكـنهـا تعنـي الجَـلَـلَ لـي |
| sana çok zaman ve para kazandırabilirdi. | Open Subtitles | هل يمكن أن يكون قد وفر لك الكثير من الوقت والمال. |
| sana çok para kazandırmak için 48 saatim var. | Open Subtitles | لدى 48 ساعة لأكسب لك الكثير من الأموال |
| sana çok para kazandırmış olmalıyım. | Open Subtitles | لا بد من أنني أجني لك الكثير من المال |
| Dinle, sadece onunla konuş ve sana çok para ödediğim için süslü avukat edalarıyla bir şeyler söyleyip onun buradan gitmesini sağla, tamam mı? | Open Subtitles | أسمع , فقط تكلم معها يقول البعض أن المحامي الجيد الذي يتحدث بطلقائه و أنا دفعت لك الكثير وسوف تجعلها تغادر , أليس كذلك ؟ |
| sana çok borçlandım. Şu işi bitir lütfen. | Open Subtitles | أنا أدين لك الكثير أنهي الأمر إذاً |
| sana çok saygı duyuyorum. | Open Subtitles | إنني أكنّ لك الكثير من الاحترام |
| Belki sana pek bir şey ifade etmedi ama benim için çok şey ifade ediyordu. | Open Subtitles | أني,ربما لم تعنِ لك الكثير لكنها عنت الكثير لي |
| Belli ki Afrika hikayesi Senin için çok değerliydi. | Open Subtitles | القصة الافريقيه لابد انها تعني لك الكثير. |
| Demek o insan senin için pek önemli değilmiş. | Open Subtitles | وبذلك فإن ذلك الشخص لا يعني لك الكثير بالتأكيد |