| Rekoru kırıp, ayakkabı sponsoru ve bir sürü para kazanacağım! | Open Subtitles | سأحطم الرقم ،، وسأحصل على راعٍ للأحذية والكثير من الأموال |
| spor ayakkabı sevgimizi sürdürülebilirlik ihtiyacı ile nasıl dengeleyebiliriz? | TED | إذًا، كيف يمكننا الموازنة بين حبنا للأحذية الرياضية مع الحاجة للاستدامة؟ |
| Mağazanın gelmiş geçmiş en iyi ayakkabı satıcısı. | Open Subtitles | أفضل عامل للأحذية قد حظى به المتجر من أى وقت مضى |
| Bu bir kumardı, ama Ulusal Ayakkabıcılık artık benim. | Open Subtitles | إنها مقامرة و لكن الشركة الوطنية للأحذية هي ملكي |
| O kadın Ayakkabıları var ya... Her ayakkabı için de bir isimleri var. | Open Subtitles | إنها أحذية النساء و كل الأسماء التي يضعونها للأحذية |
| Beth, Jesse'yi çok seviyorum ama bir çek hesabı veya takım elbise altına giyebileceği bir ayakkabısı bile yok. | Open Subtitles | إنني أحب جيس بشدة ولكنه ليس لديه حساب بنكي أو خزانة للأحذية |
| Manhattan 'daki her normal kadın gibi Charlotte 'in da ayakkabılara zaafı vardı. | Open Subtitles | شارلوت، مثل كل امرأة العادي آخرين في مانهاتن، وكان شيئا للأحذية. |
| İnşaat firmasında ayakkabı satıcılığı yapmıyordun ama. | Open Subtitles | إنك لم تكن تعمل كعامل للأحذية مع طاقم البناء هناك |
| Bir ayakkabı satıcısı için oldukça şık bir daire. | Open Subtitles | حسناً ، يا لها من شقة بالنسبة لفتى يعمل فى متجر للأحذية |
| Tabii damat olarak Meksikalı bir ayakkabı satıcısını istemedi. | Open Subtitles | من الطبيعى أنه قد اعترض أن يكون زوج ابنته فتى مكسيكى يعمل فى متجر للأحذية |
| Gündüzleri, ayakkabı dükkanında çalışıyor, geceleri, müşfik sevgilisi Remington ile yaşıyordu. | Open Subtitles | في الصباح يعمل في متجر للأحذية و في الليل يمضي وقته مع الألة الطابعة |
| Bu akşam, Dobong-gu'daki bir ayakkabı fabrikasında çıkan yangında, görevli iki itfaiyeci ile kimliği belirlenemeyen bir şahıs | Open Subtitles | شبت النيران الليلة في مصنع للأحذية الحريق أودى بحياة رجلي إطفاء |
| Biliyor musun Amanda, Betty seninle aynı numara ayakkabı giyiyor. | Open Subtitles | آماندا,توقعي ماذا؟ إن مقاس بيتي للأحذية نفس مقاسكِ |
| Endonezya'daki spor ayakkabı fabrikalarındaki çocuklar bile senden daha çok kazanıyor. | Open Subtitles | هناك أطفال في مصنع للأحذية الخفيفة فيإندونيسيايجنونأكثرمنك. |
| Dünyanın en büyük ayakkabı şirketi Reebok. | Open Subtitles | مع أكبر شركة للأحذية في العالم,شركة ريبوك |
| Mesela, bir ayakkabı güvenlik sistemi çağrı cihazlı bir şey, bilirsin bir tuşa basarsın ve ayakkabı öter böylece onları bulabilirsin. | Open Subtitles | شيئاً عاثراً للأحذية ، كجهاز الإشعار على سبيل المثال حيث تضغط على الأزرار و الأحذية تصدر أصواتاً |
| Mesela, bir ayakkabı güvenlik sistemi, çağrı cihazlı bir şey. | Open Subtitles | شيئاً عاثراً للأحذية ، كجهاز الإشعار على سبيل المثال |
| Hatta müziğimiz olacak, ayakkabı kutusu alacağız mumlarımız olacak. | Open Subtitles | سيكون لدينا موسيقى و أيضاً صندوق للأحذية وشموع |
| Ulusal Ayakkabıcılık'taki yöneticilerle görüştüm. | Open Subtitles | لقد تحدثت مع إدارة الشركة الوطنية للأحذية |
| Ulusal Ayakkabıcılık'taki makamını kaybettiğini biliyor muydunuz? | Open Subtitles | هل تعلمون أنه فقد وظيفته في الشركة الوطنية للأحذية ؟ |
| Londra'nın en cool Ayakkabıları. - ayakkabı tutkunusun demek. | Open Subtitles | اجمل أحذية في لندن أنت عاشقة للأحذية |
| Mıknatıslı ayakkabısı sayesinde de ayakları güzelce yapışmış oluyor tabii. | Open Subtitles | فوق القطار إلى المطبخ. هناك، قدماه قامت بتثبيته، الشكر للأحذية المغناطيسية، |
| Dediğim gibi, konu her zaman ayakkabılara döner. | Open Subtitles | كما قلت فإنه دائما يعود الامر للأحذية |
| Tenis ayakkabılarına biraz olsun bulamıyorsun değil mi, adamım? | Open Subtitles | لقد كنت خفيفاً في لبسك للأحذية الرياضية ، حقاً يازميلي ؟ |
| iPhone'un telefonda yaptığını, Air Jordan 3 Black Cement spor ayakkabılarında yaptı. | TED | فعل Air Jordan الاسمنت الأسود للأحذية الرياضية ما فعله الأيفون بالنسبة للهواتف. |