| ve sahip olduğum herşeyle o kadar kutsanmış hissediyorum ki, haftada iki gün gidip HIV hastalarına danışmanlık yapıyorum. | TED | ولذا أشعر بالبركة في كل شئ لدي، وأنني أذهب كل أسبوعين للإستشارة الخاصة بمرضى الإيدز. |
| 400 bin hamile kadın danışmanlık hizmetlerinden faydalandı, ilk kez örgütlü bir sağlık hizmeti dâhilinde doğum yapacak. | TED | 400 ألف إمرأة حامل حضرن للإستشارة وسينجبن لأول مرة بوجود نظام رعاية صحية منظم. |
| Dallas'da bir vaka var ve müdürünüz danışmanlık için sizi önerdi. | Open Subtitles | لدي قضية هنا في دالاس و حسنا مديرتك تظن انك الشخص المناسب للإستشارة |
| O yüzden artık tüm bu karmaşık, korkunç duygularla ne yapacağımızı öğrenmek için danışmana gideceğiz. | Open Subtitles | لذا الآن.. الآن سنذهب للإستشارة لنحاول معرفة ما نفعله |
| Babamla beraber danışmana gittik. | Open Subtitles | أنا و أبي ذهبنا للإستشارة سويّاً. |
| Bankanın güvenlik şefi olarak, sizin, danışmak için en iyi seçim olacağınızı düşündük. | Open Subtitles | كرئيس الأمن للمصرف إعتقدنا بأنّك كنت أفضل شخص للإستشارة |
| O raporlar yaz okuma kitaplarına pek benzemese de danışmanlık için ücret aldığımdan ben de göz gezdirdim. | Open Subtitles | تعرف أنّ هذه الأمور ليست بالضبط كقراءة كتاب بالصيف ولكنّي أحصل على مستحقاتي للإستشارة لذا أحبّ القراءة |
| İhtiyacı olanlara fiziksel ve psikolojik danışmanlık hizmeti verilir. | Open Subtitles | التقييم النفسي و البدني متوفر لمن يحتاج للإستشارة. |
| Bir sivile ödenen ortalama danışmanlık ücretini. | Open Subtitles | سأعطيكِ الأجر المعتاد للإستشارة ، كمدنية |
| Ama danışmanlık yapmak için beraber yaşamak zorunda değiliz. | Open Subtitles | من الواضح لكنّنا لسنا بحاجة إلى العيش سوية للإستشارة للشرطة |
| Cathy! danışmanlık yapacak zekâ ne gezer sende! | Open Subtitles | أنت لست حتى مؤهلة للإستشارة حباً في الله! |
| Cumartesi günü danışmanlık hizmeti için gelmeniz hayli alışılmadık bir durum. | Open Subtitles | مجيء غير عادي يوم السبت للإستشارة |
| Bunu söylememe gerek bile yok aslında ama arzu edersiniz danışmanlık ücreti şirket tarafından karşılanabilir. | Open Subtitles | أظنّ بأنّني لست بحاجة إلى أن أقول أيّ شئ يا (نيك) لكنّك تعرف أنّ الشركة تدفع للإستشارة إذا أردت ذلك |
| Bunu söylememe gerek bile yok aslında ama arzu edersiniz danışmanlık ücreti şirket tarafından karşılanabilir. | Open Subtitles | أظن بأنّني لست بحاجة إلى أن (أقول أيّ شئ يا (نيك لكنّك تعرف أن الشركة تدفع للإستشارة إذا أردت ذلك |
| Bir danışmana gitmemiz gerektiğini düşünüyorum. | Open Subtitles | أنا... أنا... هاري, أظن بأن علينا أن نذهب للإستشارة |
| Harry, bir danışmana gitmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. | Open Subtitles | هاري, أظن بأن علينا الذهاب للإستشارة |
| danışmana ihtiyacımız yok. | Open Subtitles | نحن... نحن لا نحتاج الذهاب للإستشارة |
| - Güzel. Birlikte danışmana gideceğim. | Open Subtitles | حسناً , سأذهب معك للإستشارة |
| - Dr. Shepherd, Lexie Grey danışmak için arka arkaya çağrı atıyor. | Open Subtitles | د." شيبارد" "ليكسي غراي " تستدعيك للإستشارة بإستمرار |
| Belki danışmak için Thomas Aquinas'u buluruz. | Open Subtitles | ربما يمكننا إحضار (توماس أكوينس) للإستشارة |