| Rüşdümü ispat edene kadar kral naibi Tibet'in siyasi lideridir. | Open Subtitles | حتى أنا أَصِلُ لسنّ البلوغ، الوصي هو القائد السياسي للتبت. |
| Tibet'in dini liderinin halkı gözetlemesi uygun değil. | Open Subtitles | هو غير مهذّبُ للزعيم الروحي للتبت التَجَسُّس على الناسِ. |
| Dalai Lama'ya halkınıza hükümdarlık etmenizi istiyoruz Tibet'in maddi ve manevi lideri olarak. | Open Subtitles | نسألك أن تحكم شعبك. كالروحي و الزعيم الدنيوي للتبت. |
| Adı "Kanayan Kalp" tir. Tibet'ten gelen özel bir cenaze çiçeğidir. Tamam. | Open Subtitles | هذه تسمى القلب الدامى، الزهرة الجنائزية الرسمية للتبت. |
| Tibetli Budistlerin ibadetleri gösterişli tapınaklar, heykeller ve putlara odaklı olsa da inançları Tibet'in doğal hayatıyla samimi bir ilişki içerisindedir. | Open Subtitles | في العبادة البوذية التيبتية المراكز الدينية بها تماثيل وصور إعتقاداتهم ترتبط بعمق في المناظر الطبيعية البرية للتبت |
| Kızımı alıp Tibet'e götüreceğim çünkü orada duygusal evrimlerini tamamlamış insanlar var... | Open Subtitles | لأنني سوف اخذ ابنتي للتبت حيث الناس يتمتعون بالروحانية أيها الساقطون |
| yapabilirdi, ben sadece Tibet istedim | Open Subtitles | أفكر بنفس الشئ لكني أود الذهاب للتبت |
| Ama o da bizimle Tibet'e gelebilirdi. | Open Subtitles | لكن كان بإمكانه الذهاب معنا للتبت |
| ¤ Tibet uzak hükümdarlığının... ¤ | Open Subtitles | أعلنَ ذلك أن المملكة البعيدة للتبت... |
| Sen ve Hope benimle Tibet'e gelin. | Open Subtitles | أنت و هوب تأتون معي للتبت |