| Tıpkı balıkların yüzmeye veya kuşların uçmaya ya da geyiklerin koşmaya ihtiyacı olduğu gibi, bizim yürümeye ihtiyacımız var. | TED | كما يحتاج السمك للسباحة أو الطيور للتحليق أو الأيل للركض، نحتاج نحن للمشي. |
| Paragliding dağların üstünden bir paraglider(yamaş paraşütü) ile uçmaya başlayıp, sadece yükselen sıcak hava yardımı ile havada süzülerek uzak mesafeler boyu uçabilmektir. | TED | التحليق المظلي هو الإقلاع من الجبال بمظله ، وفي إمكانك أن تطير عبر بلداً ، أو مسافة فقط بإستخدام بدله للتحليق |
| Biri telsizle ilgilenip, senin uçmaya yoğunlaşmanı sağlayabilir mi? | Open Subtitles | ايمْكِنُ لشخص اخر تولي الاسلكي وتْركُك للتحليق بشكل حر؟ |
| En azından havada durmak... ...ve düşük hızda uçmak için. | TED | على الأقل بالنسبة للتحليق والطّيران بسرعة منخفضة. |
| O kadar yavaş uçmak için yeterli gazımız yok." | TED | فنحن لانملك الوقود الكافي للتحليق بسرعة منخفضة |
| Bana bakıp uçmaya hazır olup olmadığımı sordu. | Open Subtitles | وكان ينظر لي وسألني إن كنت مستعدة للتحليق |
| Bu kuş uçmaya hazır değil. Deposu dolmadı henüz. | Open Subtitles | مهلا ، هذه الطائرة ليست جاهزة للتحليق لم تمتلئ وقود بعد |
| Fakat onları microlight ile uçmaya tamamen hazırlamak için bir şeyin doğa huzurunu bozması gerekiyor. | Open Subtitles | ولكن لتحضيرهم بشكل كامل للتحليق مع الطائرة الخفيفة, شيء ما اضطر لتحطيم السلام في المناطق الريفية. |
| Kusun kanatlarinin gövdesine yakin yarisi esniyor. uçmaya hazirlaniyor. | Open Subtitles | النصف العلوي لجناحي الطير ينبسطان، إنّه يستعد للتحليق. |
| Bay Smith, yanından uçmaya hazır mısın? | Open Subtitles | سيد سميث .. هل أنت جاهز للتحليق ؟ |
| uçmaya hazırlanıyor. Arabayı al. | Open Subtitles | إنها تستعد للتحليق , اركب السيارة |
| uçmaya, süzülüp uzaklaşmaya hazır mıyız? | Open Subtitles | هل أنتما مُستعدان للتحليق عالياً؟ |
| Helikopter şehrin üstünde uçmaya hazır. | Open Subtitles | تم السماح للطائرة الهيلوكبتر للتحليق فوق المدينة... |
| uçmaya hazırım halkım beklerken | Open Subtitles | "مستعد للتحليق بينما قومي ينتظرون" |
| Bunun uçmaya hazır olduğunu söyleyen oydu. | Open Subtitles | قال إنها جاهزة للتحليق |
| Onu uçmaya götürdüğüm günler, evet. | Open Subtitles | -نعم، خلال النهار، اصطحبتها للتحليق |
| Gemiyi uçmaya hazırlayın. | Open Subtitles | -و نحضّر السفينة للتحليق |
| Evcil bir ejderha, kesinlikle etrafta uçmak için. Bu harika olurdu. | Open Subtitles | تنين أليف، بالتأكيد للتحليق بها، ذلك سيكون جيّداً |
| Yine de uçmak için güzel bir gece değil. | Open Subtitles | على العموم إنها ليست ليلة جيدة للتحليق |
| Bugün hava uçmak için çok elverişli. | Open Subtitles | إنه يوم جميل للتحليق |
| "uçmak için güzel bir yer" demiştin. | Open Subtitles | -لقد قلت أنه مكاناً جيداً للتحليق |