| Bazı hayvanlar kıyıya beslenmek için değil yavrulamak için gelirler. | Open Subtitles | بعض الحيوانات تأتي إلى الساحل، ليس للتغذي ولكن لتلد صغارها. |
| Elk var olan en yüksek miktarda proteinle beslenmek için kışın yemek sitilini değiştirmeyi öğrenmiştir. | Open Subtitles | الأيّل قد تعلم كيف يغير عاداته الغذائية فى الشتاء للتغذي فقط على العلف البروتيني المتوفر. |
| Tüy döktükten sonra, beslenmek için denize geri dönerler. | Open Subtitles | بعد عملية تغيير الجلد .يقفلون عائدين نحو البحر للتغذي |
| O şeyin sürekli enerjiyle beslenmesi gerekiyor. | Open Subtitles | فهذا الشئ يحتاج وبإستمرار للتغذي علي الطاقة |
| Daha sonrada iyileşmek için beslenmesi gerekti, yani ben de kendimi ona verdim. | Open Subtitles | بعد ذلك، كانت بحاجة للتغذي من اجل الشفاء منحتها نفسي |
| Beslenmen lazım. Bu süre içinde multivitamin seni idare eder. | Open Subtitles | تحتاجين للتغذي منها، لكن في غضون هذا |
| Akıntılar derinlerden besin zengini suları getirdiklerinde beslenmek için buraya gelirler. | Open Subtitles | فعندما يجلب التيار الصاعد من الأعماق المواد المغذية معه .يأتون هنا للتغذي عليه |
| beslenmek için öldürmek zorunda değilsin. Sadece tadı güzel olan birini bulur sonra da hafızasını silersin. Bu kadar basit. | Open Subtitles | لستِ مُجبرة على قتل البشر للتغذي عليهم أعثريّ على شخصٌ حسن المذاق و أمسحي ذاكرته بعدئذٍ. |
| Geceleri mercanlar su alır duyargalarını uzatır ve beslenmek için su yüzüne çıkarlar. | Open Subtitles | ..خلال الليل , يخرج (المرجان) للمياه يمد مجساته ، ويخرج للتغذي |
| beslenmek için alçaldıklarında, resifin kendisi tehlikeye girer. | Open Subtitles | عندما تهبط للتغذي يكون (الشعاب) نفسه تحت التهديد |
| Beslenmen gerek. | Open Subtitles | وأنت بحاجة للتغذي. |