| Yasemin ve afrodizyak yağların bir karışımı ile yapıldı. | Open Subtitles | انها مصنوعة مع الياسمين وخليط من الزيوت المثير للشهوة الجنسية |
| Ama afrodizyak etkisi olduğunu duymuştum. | Open Subtitles | أجل، لكن سمعتُ أنّها مُثيرة للشهوة الجنسيّة. |
| Kokladığın şey korku değil, erkeksi bir koku. Doğal bir afrodizyak. | Open Subtitles | هذا ليس خوفاً، إنّه عطر نّفاذ عقار مثير للشهوة الجنسية ، |
| Benim ülkemde bir kadının gaz çıkarması en iyi afrodizyaktır. | Open Subtitles | فى بلدى تسود المرأة بإفرازها لبعض الهرمونات المثيرة للشهوة الجنسية |
| Birçok kişi farkına varmıyor ama kakule aslında doğal bir afrodizyaktır. | Open Subtitles | معظم الناس لا تدرك هذا و لكنة مثير للشهوة الجنسية طبيعي |
| Bir an için başa dönelim. Kadınların erojen bölgesine. | Open Subtitles | إسمحوا لي أن أرجع للحظة ، المنطقة المثيرة للشهوة الجنسية عند الإناث |
| Vücuduna dökülen suyun olduğu yere uzanmış, onu erotik buluyorum | Open Subtitles | استلقيت حيث انسابت المياه على جسده وكان ذلك مثيراً جداً للشهوة باعتقادي |
| Sophia, eğer hiç orgazm olmadıysan O zaman seks yapmak nasıl bir duygu? | Open Subtitles | صوفيا ، إذا لم يسبق لكِ ان وصلتي للشهوة إذن كيف ستشعرين عندما تحضين بجماع ؟ شهور عظيـم |
| Orta çağlarda orkide bir afrodizyak olarak kabul edilirdi. | Open Subtitles | في العصور الوسطى نبات الأوركيد أعتبر كعقار مثير للشهوة |
| Git, bana biraz daha afrodizyak al. | Open Subtitles | أوه، أذهب للحصول لي على الكثير من مثير للشهوة الجنسية |
| sey bir cesit afrodizyak falandi. | TED | سوف يظنون ان ما كنا نشبره هو " افورديسياك " - عقار مثير للشهوة الجنسية - |
| Ve ek olarak, afrodizyak etkisi de var. | Open Subtitles | إنه مثير للشهوة لذا فعندما تنتهون |
| afrodizyak ne sana göstereceğim. | Open Subtitles | سأريكم ما هو مثير للشهوة الجنسية. |
| İkimiz de gücün inanılmaz bir afrodizyak olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | كلانا نعرف أن السلطة هي أهم مثير للشهوة |
| Kanepelerim alev almadığı sürece. Flambé. O da bir afrodizyaktır. | Open Subtitles | طالما لا تشتعل النار في المقبلات إنها ايضا مثيرة للشهوة |
| Çikolata afrodizyaktır, biliyorsun. Audrey senin hakkında yanılmış. Eğlenceli birisin. | Open Subtitles | حسناً , انت تعلمين ان الشيكولاتة مُثيرة للشهوة الجنسية اودرى كانت مُخطئة بشأنك انت مُضحك |
| Klitorisi uyaran afrodizyaktır bunlar. | Open Subtitles | على ضمانتي مجموعة من الاغاني المثيرة للشهوة |
| Güç nihai afrodizyaktır derler ama sadece bir illüzyondur. | Open Subtitles | يقولون السلطة هو مثير للشهوة الجنسية في نهاية المطاف، بل هو وهم. |
| Ama içeri, erojen bölgelere doğru ilerlediğimizde yemek gitgide heyecanlı bir hal alıyor. | Open Subtitles | لكن كما نتحرك نحو الداخل نحو المناطق المثيرة للشهوة الجنسية الوجبة تصبح أكثر.. تغامرية |
| Tamam. Belki biraz öyleyim. Ama benim en büyük erojen bölgem kalbim. | Open Subtitles | .حسنٌ , إنني نوعاً ما متحشمة .لكنكِ تعلمي , بأن قلبي أكثر منطقة مثيرة للشهوة الجنسية |
| En erotik yerlerinizden biri ama bilim adamlarınızın varlığını ispatlaması yüzyıllar sürdü. | Open Subtitles | إنها واحدة من أكثر المناطق المثيرة للشهوة لديكم و مع ذلك استغرق علمائكم قرون للتأكد من انها موجودة. |
| orgazm senin için neden bu kadar önemli, bu arada? | Open Subtitles | لماذا هذا مهم جدآ بالنسبة لكِ لتوصلي للشهوة ؟ |