| O kasvetli şehvaniyet nadanlarındır, aşıkların değil. | Open Subtitles | تلك الشهوانية المتجهمة التي تعود للجهلة وليس للعشاق. |
| Şimdi hüzünlendiriyor. Ama savaştan önce aşıkların şarkısıymış. | Open Subtitles | انه شيء محزن الآن، لكن قبل الحرب كانت أغنية للعشاق |
| Yerel çocuklar burayı aşıkların yeri olarak kullanır. | Open Subtitles | أولاد محليين يستخدمون هذه البقعة كمكان للعشاق |
| Otobüsü temizleriz aşıklar orayı kullanabilir. | Open Subtitles | سننظف الحافلة يمكن للعشاق إستعمال المكان |
| Tecavüz olmasa bile cesetleri aşıklar mekanına atması cinsel bir öğe olduğunu gösteriyor. | Open Subtitles | بالرغم من عدم وجود اعتداء جنسي إستغلال وكر للعشاق كموقع للرمي يقترح عنصراً جنسياً |
| Sıradaki şarkı aşıklara. | Open Subtitles | والآن اغنية للعشاق |
| Sıradaki şarkı aşıklara. | Open Subtitles | والآن اغنية للعشاق |
| Sevgililer günün kutlu olsun. Bu tatil halihazırda çift olanlar için geçerli. | Open Subtitles | عيد حب سعيداً - إنه عيد فقط للعشاق بالفعل - |
| bu sadece ilk buluşmalarıydı eğer ki aşıkların buluşması bu kadar kolay olsaydı,bu kadar aşk hikayesi olmazdı madem ki birbirlerini o kadar çok seviyorlardı,peki sorun ne ? | Open Subtitles | كان هذا فقط اللقاء الأول لهما لو كان مقدرا للعشاق اللقاء بهذه السهولة ، فلن يكون هنالك وجودا لقصص الحب بما أنهما أحبا بعضهما لهذا الحد أين كانت المشكلة ؟ |
| Oymacı kaleminle toprağı sürüp aşıkların derdine derman meyve veren ağaçlar yetiştirdin. | Open Subtitles | شققت التربة بإزميلك... و الشجرة بدأت تؤتي ثمارها، كأنها ترياق للعشاق. |
| Konuşmak aptal aşıkların işidir Merlin. | Open Subtitles | كلام! الكلام للعشاق, مرلين |
| Genç aşıklar için sadece 100 frank... | Open Subtitles | فقط بــ مئة فرنك للعشاق الصغار |
| Burası aşıklar yolu. | Open Subtitles | هذا الممشى للعشاق |
| Paris aşıklar için. | Open Subtitles | باريس للعشاق. |
| Bu parçamız aşıklara gelsin. | Open Subtitles | الآن شئ ما للعشاق. |
| Doğru. Yeni yıl Sevgililer için. | Open Subtitles | صحيح أعياد رأس السنة هي للعشاق |