| Asker bir oğlunuzun olması gurur verici bir şey mi? | Open Subtitles | وعليه فإن وجود ابن لك بالجيش لأمر يدعو للفخر أتعلم؟ |
| gurur duyduğum eserlerden biri hakkında oldukça kısa bir konuşma yaptım. | TED | تحدثت بإيجاز عن أحد إختراعاتي التي تدعو للفخر. |
| Ölenlerin yakınları, dul kalanlar ve analar için en büyük gurur kaynağı buydu. | Open Subtitles | أقارب القتلى الأرامل والأمهات لم تسنح لهم فرصة للفخر بتضحية ذويهم |
| Tanrı belki de yalancıyı, gururu için hayatını verenden daha az cezalandırır. | Open Subtitles | قديلعناللهالكاذبأقل. من ذلك الذي يتخلى عن حياته للفخر |
| Özellikle de gururu. | Open Subtitles | بالأخص ليس للفخر |
| Biz en iyileri isteriz... ve sadece en iyileri kabul ederiz... çünkü Amerikan deniz piyadesinden daha gururlu, daha üstün, daha sağlam... hiç kimse olamaz. | Open Subtitles | نحن نريد الافضل ولا نقبل باقل من الافضل لانه لا يوجد شيئ اكثر مدعاة للفخر |
| Atom bombasını düşünün. En gurur duyduğumuz anımız değildi. | Open Subtitles | انظروا إلى القنبله الذريه ليست مدعاة للفخر لنا |
| Böylesi bir yaşam sürmek artık gurur kaynağım olmuştu. | Open Subtitles | في السابق كان شيئا يدعو للفخر و البهجة أن أعيش حياة كهذه |
| ...ve kişisel gurur kaynağına çevirdi. Ölümü karşısında sarsıldım ve müteessir oldum. | Open Subtitles | وأصبح مصدرٌ للفخر والاعتزاز أنا مُتفاجئ وحزين لموته |
| Bunun, benim için gurur verici bir başarı olduğunu söyleyemeyiz. | Open Subtitles | لا أستطيع القول إنه الإنجاز الذي يدعوا للفخر |
| Bugün millet beni başarılarım hakkında tebrik ederken, sadece en çok gurur duyduğum şeyin sen olduğunu düşünüyordum. | Open Subtitles | سابقاً اليوم عندما كان الناس يُهنّئوني على إنجازاتي، كنتُ أفكّر أنّ أكبر مصدر للفخر لديّ هُو أنتِ. |
| Geçmişe şöyle bir bakınca en gurur duyduğum anlardan biri denemez. | Open Subtitles | مما يعنى .. بعد فوات الأوان أنها لم تكن واحده من لحظاتى المدعاة للفخر |
| Bir dayanışmanın gurur verici tarihinin ilk kısmı. | Open Subtitles | الفصل الأول في تاريخ مثير للفخر من التعاون |
| Pekala, gurur duyulacak bir şeye benzemiyor, ama sen her zaman ürkütücü detayları sevmişsindir. | Open Subtitles | حسناً, إنه لا شيء يدعو للفخر ولكنك دائماً أحببت التفاصيل المريعة |
| Oyunculuk tek kelimeyle hayatımda en gurur duyduğum şey. | Open Subtitles | الألعاب هو ببساطة مدعاة للفخر شيء في حياتي. |
| Et yemek bizim en eski ve en gurur duyduğumuz gelenektir. | Open Subtitles | اللحوم الغداء أقدم لدينا ومدعاة للفخر التقاليد. |
| Kendimle gurur duyabilmem için kat etmem gereken daha çok yol var. | Open Subtitles | أمامي درب طويل أسلكه قبل أنْ أغدو شخصاً يدعو للفخر |
| Bu gece Leonard gururu için, Duran ise yerini ölümsüzleştirmek için dövüşüyor. | Open Subtitles | (ليونارد) يقاتل للفخر هذه الليلة هل سيدافع (دوران) عن منصبه للأبد. |
| Urbino Dükü'nün gururu. | Open Subtitles | للفخر بـ"دوقية يوربينو". |