| Ve belki de en önemlisi, kısıtlı uzman rehberliğinde gerçek prosedürlerle mücadele etmenin yolunu buldular. | TED | وربما الأهم من ذلك، وجدوا طرق للكفاح في الإجراءات الحية بإشراف محدود من خبير. |
| Bu haritadaki her nokta, içinde mücadele ve hayatta kalma savaşı olan üzücü bir hikâyeyi temsil ediyor. | TED | كل نقطة على هذه الخريطة تمثل قصة مفجعة للكفاح والبقاء. |
| Eskiden nasıl da cesurdum. mücadele ederdim. | Open Subtitles | أنا كُنْتُ شجاعَ جداً، للكفاح من أجل الأشياءِ. |
| Çin için savaşmaya hazır birçok genç var. | Open Subtitles | هناك الكثير من الشباب للكفاح من أجل الصين |
| Çin için savaşmaya hazır pek çok genç var. | Open Subtitles | هناك الكثير من الشباب للكفاح من أجل الصين |
| Gerektiği kadar savaşmaya hazırım. | Open Subtitles | أنا مستعدة للكفاح طالما أحتاج ذلك |
| Ayrıca bana söylediklerini de düşündüm. İstediklerimi almam için savaşmam gerektiği konusunda. | Open Subtitles | وكنت أفكر أيضاً بما قلته لي حول حاجتي للكفاح من أجل الأشياء |
| Öte yandan bana gelecek adına savaşmam için ayrı bir teşvik verecek. | Open Subtitles | وأظن أن ذلك سيمنحني حافزاً للكفاح من أجل المستقبل |
| Daima mücadele ve savaş içerisindeydim ve bu beni güçlü kıldı. | Open Subtitles | لطالما اضطررت للكفاح و القتال و هذا جعلني قوياً |
| Shel, eşcinsel evlilik için mücadele ediyorum dediğinde... tam olarak bunu kastettiğini sanmıyorum. | Open Subtitles | عندما شيل قالتْ بأنّه أرادَ للكفاح من أجل الزواجِ المرحِ، أنا ما كَانَ عِنْدي فكرةُ عَنى بشكل حرفي. |
| Hiçbir şey amacından sapmaz, geriye o amaç için mücadele veren tek bir aptal kalsa da. | Open Subtitles | لا سببَ مفقودُ إذا هناك لكن أحمقَ واحد تَركَ للكفاح من أجله. |
| İşleri berbat edersin ama yine de mücadele etme cesaretini gösterirsin. | Open Subtitles | هي الأشياء تشد وما زال له الشجاعة للكفاح من أجل |
| Ön muayene mücadele ettiğini gösteriyor. | Open Subtitles | الاختبار الأوّلي يُشير إلى علامات للكفاح. |