| SOP ile bölgeyi tahliye edip tehlikeli madde ekibini gönderebiliriz. | Open Subtitles | لذا من الأفضل إخلاء المنطقة وإرسال فريق تكتيكي للمواد الخطرة. |
| Geçen hafta, bir müfettiş geldi ve beni ucuz malzeme kullandığım için mahkemeye çağırdı. | Open Subtitles | الأسبوع الماضي رأيت المفتشة تجول في المشروع وتستشهد لي بالنسبة للمواد رخيصة |
| Ben bunun sadece aşırı derecede hafif maddeler için geçerli olduğunu sanıyordum, örneğin döteryum. | Open Subtitles | أعتقد بأنّه يعمل فقط للمواد الخفيفة جداً مثل الديتيريوم. |
| Bana tüm malzemelerin maliyetini istemekten başka çare bırakmadın. 10$. | Open Subtitles | إذاً ليس لدي خيار سوى جعلك تدفع التكلفة الكاملة للمواد, عشر دولارات |
| Sınırların açık olması, girdi çıktının kolay olmasını sağlıyor. | Open Subtitles | الحدود المفتوحة تسمح بالدخول السهل للمواد |
| Onun kanından besleyici maddeleri çekerek hızla büyümeye başladınız ve insan fetüsü haline geldiniz. | Open Subtitles | ومع استخلاصك للمواد الغذائية، نَمَوْتَ بسرعة إلى جنين بشري تمكن ملاحظته. |
| Cinde olanlarin baska boyutu ise burada materyallere gercekten ihtiyac duyulmasi. | TED | في جانب آخر من جوانب ما يحدث في الصين هو أن هناك حاجة حقيقية للمواد هناك. |
| Şu adamın yüzündeki maske biyokimyasal maddeler için kullanılan özel bir maske. | Open Subtitles | قناع الغاز حول هذا الرجل إنه قناع غاز خاص للمواد البيوكيمائية |
| Birini tehlikeli madde kıyafetiyle görürlerse de aynı şey olur. | Open Subtitles | ونفس الشيئ ينطبق إن رأوا شخصا يرتدي بذلة للمواد الخطرة. |
| Bunlar 20 metre turbadan oluşan turba bataklık ormanları, dünya üzerindeki en büyük organik madde birikimleridir. | TED | فهذه هي غابات مستنقعات الخث وعلى بعد 20 متر من الخث، أكبر تراكم للمواد العضوية في العالم. |
| Cüzamlı değil, madde bağımlılığı sorunu var. | Open Subtitles | أن لديه مشكلة سوء إستعمال للمواد , ليس مرض الجذام |
| Yapabilir. Yapabilirsin. malzeme eksiğin var sadece. | Open Subtitles | يمكن ذلك، أنتِ بمقدورك تفتقرين للمواد فحسب |
| Yani, iki gün 60'tan, 500'de malzeme için gitse taş çatlasın 1460 Dolar tutar. | Open Subtitles | أذن، يومين، 60، و 500 للمواد أي ما يعادل 1460 دولارا كحد أقصى |
| Duyduk duymadık demeyin, Chatswin Lisesi'nde çok gizli bir narkotik polisi illegal maddeler konusunda okulun etrafını araştırıyor. | Open Subtitles | كما أنا واثق بأنكم سمتعم جامعتنا أحضرت مخبرين ممنوعات يشتمون المكان للمواد الغير قانونية |
| Ayrıca bina yapımında kullanılan bütün malzemelerin kapsamlı listesini istiyorum. | Open Subtitles | سأحتاج أيضاً لائحة شاملة للمواد المستعملة بالبناء. |
| Senin dandik malzemelerin yüzünden dolapların bir evi yangın yerine çevirir ancak! | Open Subtitles | الشكر للمواد الرخيصة خزاناتك تحول المنزل الى فخ حريق |
| Sınırların açık olması, girdi çıktının kolay olmasını sağlıyor. | Open Subtitles | الحدود المفتوحة تسمح بالدخول السهل للمواد |
| Ya da maddeleri asiri sogutmanin bir yolunu bulsak kuantum bagini kullanabilirdik. | Open Subtitles | او أن نجد طريقة للتبريد الخارق للمواد يمكننا استخدام الاقتران الكمي |
| Bu kişi hala hükümetin içinde ve hala gizli materyallere erişim hakkı var. | Open Subtitles | هذا الشخص لا زال داخل الحكومة، لازال يمتلك إمكانية الوصول للمواد السرية. |
| Sanıyorum uranyum cevherinden elde edilen ve nükleer silah programında füzyon yaratmak için kullanılan bir karışım. | Open Subtitles | أعتقد إنه مُركّب ومصنوع من "خام "اليورانيوم المستخدم للمواد الإنشطارية لبرنامج الأسلحة ولكنني لستُ بخبير |