| Ve şu anda siteye girebilirsiniz.Hepsi bedava.Birşey satmaya çalışmıyorum. | TED | ويمكنكم الذهاب للموقع الآن. وكلها مجانية. لا نحاول بيع شئ |
| Birkaç fotoğraf bastırmak için siteye girdim ve kadının onunla "paylaşmaya" karar verdiği fotoğrafları gördüm. | Open Subtitles | وحينها ذهبت للموقع الالكتروني لطلب بعض الصور وحينها رأيت الألبوم التي وضعت فيه صورها معه |
| Haritada 473. bölgeye çekilmemiz emredildi, haydi gidelim! | Open Subtitles | لدينا أوامر بالإنسحاب للموقع 473 ، لذا تحركوا |
| bölgeye girebilmek için yerel polisten izin aldık. | Open Subtitles | لقد حصلنا على اذن من الشرطة المحلية بالدخول للموقع |
| İnternet sitesine göre ikinci kadın 13 ay önce kaybolan Danimarkalı bir fahişeye ait. | Open Subtitles | وفقاً للموقع الإلكتروني فإن الجثة الثانية على الجسر كانت لعاهرة دنماركية |
| İnternet sitesinde yazana göre aynen öyle! | Open Subtitles | ، هذا بالضبط ما هي عليه طبقاً للموقع الإلكتروني |
| Bu okul bir süredir Dedikoducu Kız internet sitesinin farkındaydı. | Open Subtitles | هذه المدرسة مدركة تماما للموقع الالكتروني لفتاة النميمة لبعض الوقت |
| Ayrıca Site için bu büyük bir şey. | Open Subtitles | إلى جانب أنه سيكون أكبر بالنسبة للموقع |
| Bu sayede olay yerine ilk biz ulaşıyoruz. Arayan kimmiş? | Open Subtitles | هكذا نكون دائماً أول من يصل للموقع من كان المتصل؟ |
| Birkaç günlüğüne şantiyeye geleceğim. | Open Subtitles | أنا قادم للموقع عدة أيام لنراجع |
| Web sitelerini merak ediyorlar. | Open Subtitles | يدفعهم الفضول للموقع |
| Çektiği görüntüler her yere aktarılabilir. İstenen bir siteye hatta cep telefonuna bile. | Open Subtitles | الصوّر التي يلتقطها يمكن نقلها بعد ذلك لأي مكان، للموقع الذي يختاره |
| Komisyon karşılığında siteye oyuncu yönlendiriyorum. Kumarla bir alakam yok. | Open Subtitles | أقوم بتوجيه المرور للموقع الإلكترونى و أحصل على عمولتى بدون أن أتدخل |
| Sitemde para kaybeden ve dolandırıldığını söyleyen... her kötü kumarbazdan bir dolar alsaydım, siteye ihtiyacım olmazdı. | Open Subtitles | إذا كان لدى دولار عن كل مُقامر شىء خسر مالاً فى موقعى الإلكترونى لما كُنت سأكون بحاجة للموقع |
| bölgeye yaklaştık. Çarpışmaya girme yetkimiz var. | Open Subtitles | لقد وصلنا للموقع الآن" "لدينا فرصة واضحة للاشتباك |
| - Planlar değişti. Teslimatı ikinci bölgeye yapın. | Open Subtitles | غير الخطط أوصل الطلبية للموقع الاحتياطي |
| - Bizi bölgeye o götürecek. | Open Subtitles | سوف ينقلنا للموقع. |
| Ama bunun hakkında birisi bir şey öğrenirse bu Web sitesine ne olabileceğini tahmin edebiliyorum. | Open Subtitles | ولكن يمكنني تصور ما سيحدث للموقع إذا علم شخص آخر هذا الأمر |
| Eğer... eğer kilise cemaatinizdekileri devletin resmi internet sitesine yönlendirebilirsem... | Open Subtitles | نعم نعم أتستطيعون مثلا أن يقودوكم للموقع الرسمي للحكومة |
| Bunun yerine, Web sitesinde istihbarat bilgilerini sattığını düşündün. | Open Subtitles | إذًا هل تعتقد أنه كان يبيع معلومات للموقع بدلًا من ذلك؟ |
| Web sitesinin ana sayfasına gidince göreceğiniz şey bu. | Open Subtitles | إذا فهذا ما ستراه إذا ذهبت إلى الصفحة الرئيسية للموقع. |
| - Site için reklam. | Open Subtitles | إنه ترويج للموقع. |
| Birisinin onu olay yerine çağırdığını düşünüyorsun, yani saldırganı tanıyordu. | Open Subtitles | هل تعتقد أنه تم استدعاءه للموقع وأنه يعرف من هاجمه |
| Öğleden sonra Frankie'yi şantiyeye götürmenin iyi fikir olacağını düşündüm. | Open Subtitles | مرحباً الآن، أعتقد من أنها ستكون فكرة جيدة إن قمت بأخذ (فرانكي) للموقع هذا المساء |
| Web sitelerini merak ediyorlar. | Open Subtitles | يدفعهم الفضول للموقع |