| Gözleri tıpkı benim ve eşimin bebeğimizin kalp atışını duyduğumuzda olduğu gibi ışıkla parladı. | TED | فلمعت عيناها بنفس الطريفة التي لمعت بها عيني وعيني زوجتي حين سمعنا دقات قلب طفلنا. |
| Adımı duyunca gözlerin parladı. Bir Romalı'dan beklenmeyecek bir şey. | Open Subtitles | لمعت عيناك حينما سمعت باسمي، وهذا أمر غير متوقع من روماني. |
| Eğer öleceksem bilmeni isterim ki kıçımı senin diş fırçanla parlattım. | Open Subtitles | في حال أني قد أوشكت على الموت أريدك فقط أن تعرف بأني لمعت مؤخرتي بإستخدام فرشاة أسنانك |
| Kendiminkini ve Al'inkini parlattım, ama seninkini yapmam. | Open Subtitles | لقد لمعت حذائي وحذاء (آل) ولكن لن ألمع حذاءك |
| # Parlayın eski kahverengi pabuçlarım # | Open Subtitles | لمعت حذائى البنى القديم |
| # Parlayın eski kahverengi pabuçlarım # | Open Subtitles | لمعت حذائى البنى القديم |
| Otları topladım, kromu cilaladım. Betonu fırçaladım. | Open Subtitles | لقد قلعت الأعضاب الضارة , و لمعت معدن الكروم ونظفتالخرسانة. |
| Olmaz çünkü yerleri yeni cilaladım. | Open Subtitles | أتعرف أنا أمانع لأن لقد لمعت الأرضيه للتو حقاً ؟ |
| Hawaii'de olan bir evi gördü ve gözleri parladı. | Open Subtitles | "ليزي)، رأت ذلك البيت) في (هاواي)" "وعينياها لمعت" |
| Gözlerinin içi parladı. | Open Subtitles | لقد لمعت عيناه - |
| Zırhınızı parlattım, kılıcınızı biledim kıyafetlerinizi seçtim. | Open Subtitles | لقد لمعت درعك وحددت سيفك |
| Sadece botlarını parlattım. | Open Subtitles | لقد لمعت أحذيتها فقط |
| Kara kaplumbağasını cilaladım, Sunny de ona muz verdi. | Open Subtitles | لمعت السلحفاة، وأطعمتها "صاني" بعض الموز. |
| Senin arabanı cilaladım. | Open Subtitles | لمعت سيارتك |