| Hayır, benim değindiğim nokta eğer nasıl arkadaş edinildiğini öğrenmek istiyorsan bir kafeye ya da müzeye git. | Open Subtitles | لا.. لا،ما أعنيه هو أنه إذا أردت تعلم كيفية عقد صداقات فاذهب خارجا لمقهى |
| - Benimle buluştuğun için sağ ol, Alicia. Belki de bir kafeye veya bara falan gitmeliyiz. | Open Subtitles | ربما علينا الذهاب لمقهى أو حانة أو مكانٌ أكثر دفئاً |
| Şimdi de bir kafeye gitmişsiniz. Ona bir soya latte ısmarlıyorsun, değil mi? | Open Subtitles | فتذهبون لمقهى الكوخ و تطلبون "صويا لاتيه" صحيح؟ |
| Cafe Lolo'dan dondurma aldık. | Open Subtitles | ذهبنا لمقهى لولا من أجل الآيس كريم |
| Broadway'in yarım blok ilerisindeki Cambury Cafe'nin adresiymiş. | Open Subtitles | إنّه عنوان لمقهى (كامبري)، على بُعد نصف جادّة من (برودواي). |
| Polisler gittiği bir internet kafenin kataloğunu bulmuş. | Open Subtitles | خدمة المعلومات وجدت إيصالات لمقهى إنترنت يرتاده. |
| eğer bir internet kafeye girebilecek kadar paranız varsa -- en son baktığımda saati 2 liraydı sanırım -- ve Skype'niz varsa, ücretsiz. | TED | تملك سعر الدخول لمقهى إنترنت -- آخر مرة كنت فيها في مقهى إنترنت، كان السعر يقارب الجنيه في الساعة -- ولو كان لديكم سكايب، اتصالكم مجاني. |
| Bir daha o internet kafeye gitmeyin, olur mu? | Open Subtitles | -لا تعودي لمقهى الإنترنت، حسنًا؟ |
| Astrid'in babası bir şeyler atıştırmaya kafeye davet etti bizi. Teşekkür etmek istiyor. | Open Subtitles | والد (أستريد) دعانا لمقهى يريد أن يشكرك |
| Tek yapmanız gereken bir hafta boyunca her gece Cafe Pushkin'de bir ziyafet vermek olurdu. | Open Subtitles | كل ما عليك فعله هو الذهاب لمقهى (بوشكن), كل ليلة لمدة إسبوع |
| Cafe Musain'e döneyim mi? | Open Subtitles | هل أعود لمقهى "ميوزين" ؟ |
| Bu cuma gecesi Cafe L'Amour'a gideceklermiş. | Open Subtitles | سيأخذها لمقهى (لامور) ليلة الجمعة |
| Onu, kafenin penceresinden izliyordu. Bu yüzden telefon konuşması yoktu. | Open Subtitles | (وولف) لمْ يكن يذهب لمقهى (ريكس) ليُقابل فتاته. |