| Buraya onun için geldim ve ona yardım etmek için her şeyi yapacağım. | Open Subtitles | لقد سافرت لأجلها و أبذل كل جهدي لمُساعدتها |
| - Bunu cezalandırmak için değil, yardım etmek için yapıyorlar. | Open Subtitles | إنّه ليس لمُعاقبتها، بل لمُساعدتها. |
| Kariyerini kurtarmasının tek yolu sağlam bir hikaye ile ortaya çıkmasıymış o yüzden o da haberin karşılığında Mandy'e yardım etmek için bir anlaşma yaptı. | Open Subtitles | الطريقة الوحيدة لإنقاذ مسيرته المهنيّة هي بإيجاد قصّة مُربحة، لذا فإنّه قام بإتّفاق مع (ماندي) لمُساعدتها في مقابل الحصريّة. |
| Ona yardım etmemiz gerek! | Open Subtitles | نحتاج لمُساعدتها |
| Ona yardım edebilecek bir şey buldun mu? | Open Subtitles | -أوجدتِ أيّ شيءٍ لمُساعدتها بعد؟ -يعتريكِ الشكّ أنّي سأجد شيئاً . |
| Ona yardım etmek isteyecek. | Open Subtitles | سيكون مُستعداً لمُساعدتها. |
| Babamın Ona yardım edecek bir fikri var. | Open Subtitles | أبى لديه فكرة لمُساعدتها |
| Ona yardım edebilecek her şeyi yapacağız. | Open Subtitles | سنفعل كل ما بوسعنا لمُساعدتها |
| Ona yardım edebilecek her şeyi yapacağız. | Open Subtitles | سنفعل كل ما بوسعنا لمُساعدتها |