Ertesi akşam, o ana kadar hiç hissetmediğim bir açlıkla uyandım. | Open Subtitles | واستيقظت في المساء التالي وأشعر بجوع لم أشعر به من قبل |
Ertesi akşam, o ana kadar hiç hissetmediğim bir açlıkla uyandım. | Open Subtitles | واستيقظت في المساء التالي وأشعر بجوع لم أشعر به من قبل |
Bu akşam... daha önce hiç hissetmediğim... bir duygu hissettim. | Open Subtitles | الليلة، شعرتُ بشيءٍ في أعماقي لم أشعر به من قبل |
Ama Asiye'ye hamileyken içimde o güne kadar hiç hissetmediğim bir şeyler hissettim. | Open Subtitles | لكني حين كنت حاملاً شعرتُ بشيء لم أشعر به من قبل |
O nihai özgürlük duygusunu bir daha asla hissetmedim. | TED | ذلك الشعور بالحرية المطلقة، لم أشعر به من قبل. |
Daha önce hissetmediğim... ve şu ana kadar da hiç hissetmediğim bir acı. | Open Subtitles | لم أشعر به من قبل ولم أشعر به بعد ذلك حتى الأن |
Doğar doğmaz kızıma âşık oldum. Daha önce hiç hissetmediğim bir aşk. | Open Subtitles | لقد شعرتُ بالحب فوراً، حب لم أشعر به من قبل |
O evde hayatımda hiç hissetmediğim şeytani bir şeyler var. | Open Subtitles | يوجد بالمنزل شيء يجعلك تشّعُرُ بشعورٍ غريب شيء لم أشعر به من قبل. |
Her neyse daha önce hiç hissetmediğim bir şey. | Open Subtitles | مهما يكن، إنه شيء لم أشعر به من قبل |
Ama daha önce hiç hissetmediğim gibi bir korku vardı. | Open Subtitles | وشعرت بخوف لم أشعر به من قبل |
hiç hissetmediğim bir huzur... | Open Subtitles | ...شيء له وجود .. لم أشعر به منذ |
Daha öncesinde hiç hissetmediğim güçlü bir baskı hissettim. | Open Subtitles | ضغط مكثف لم أشعر به من قبل. |
# hiç hissetmediğim bir şey # | Open Subtitles | ♪ إنه شيء لم أشعر به من قبل ♪ |
Daha önce hiç hissetmediğim bir şey. | Open Subtitles | شيء ما لم أشعر به من قبل |
Lafayette, o bıçağı yaladığımda içimde daha önce hiç hissetmediğim bir şey hissettim. | Open Subtitles | ...(عندما لعقت تلك السكين يا (لافاييت شعرت بشئ بداخلي لم أشعر به من قبل |
Daha önce hiç böyle hissetmedim ne bir erkek ne bir kadın ne bir kedi için | Open Subtitles | لم أشعر به مسبقاً لا تجاه رجل، امرأة أو قطّة |
Ben hiç hissetmedim. | Open Subtitles | لم أشعر به قليلا |