| Sen yaptın. Ben bir şeyi kabul etmedim, unuttun mu? | Open Subtitles | أنت عقدت الاتفاق و لكننى لم أوافق على شىء أ تتذكر ذلك ؟ |
| Ben hiçbir testi kabul etmedim sadece bana soracağınız soruları cevaplayacağımı söyledim. | Open Subtitles | لم أوافق على أي اختبارات، بل على الإجابة على أسئلتك. |
| Diğer işi kabul etmedim. | Open Subtitles | . حسناً ، إتضح أنني لم أوافق على البداية |
| Kendimi asmayı reddedersem ne olacak? | Open Subtitles | ماذا لو لم أوافق أن أشنق نفسى ؟ |
| Ama katılmıyorum. Bunu aşacağız. Her zaman ki gibi. | Open Subtitles | لكنّني لم أوافق ، سنحصل عليها من خلال ذلك كما نفعل دائماً |
| Peki, bunu kabul etmezsem, beni babamın yanına, kafese mi koyacaksın? | Open Subtitles | ولو لم أوافق على هذا ماذا، ستسجنيني في قفص مع أبي؟ |
| Henüz seninle iş yapmayı kabul etmedim. | Open Subtitles | أنا لم أوافق على القيام بأعمال تجارية معك حتى الآن |
| Dur bir saniye. Ben bunu kabul etmedim hiç. | Open Subtitles | إنتظر قليلاً, أنا لم أوافق على ذلك أبداً |
| Senin şikayetlerini duymaya hasret kaldığım için gelmeyi kabul etmedim. | Open Subtitles | أنا لم أوافق على هذا لأنك عائب كان صوتا تتوق إليه. |
| Ben onu kabul etmedim. Hiçbir şey imzalamadım. | Open Subtitles | لم أوافق أبدا على ذلك لم أوقّع على أيّ شيء |
| Şunda anlaşalım. Ben hiçbir şey kabul etmedim. | Open Subtitles | حتى أكون واضحاً، لم أوافق على أي شيء. |
| Bu arada, ben maaş kesintisini kabul etmedim. | Open Subtitles | بالمناسبة, أنا لم أوافق أن تقطع راتبي |
| Niye hemen kabul etmedim bilmiyorum. | Open Subtitles | لا أعلم لمَ لم أوافق على الفور. |
| Şunu da açılığa kavuşturalım: Daha kabul etmedim. | Open Subtitles | فقط لـ نكن واضحين، لم أوافق بعد. |
| Peki ya anlaşmayı kabul etmezsem, reddedersem? | Open Subtitles | لكن لو لم أوافق على الصفقة , أقبل الصفقة... |
| Peki ya kenara çekilmeyi reddedersem? | Open Subtitles | -وإذا لم أوافق عن التنحي؟ |
| Kim'in söylediği her şeye katılmıyorum ama eğer birine Cecil'e davrandığın gibi davranıp aniden farklı şeyler yapmaya başlarsan, aklı başından gider. | Open Subtitles | (أنا لم أوافق عل كل ما قالته (كيم (و لكن إذا تساهلتي كما تفعلين مع (سيسيل و فجأة أصبحت قذرة معهم فسيذهب هذا بعقولهم |
| Eğer tahtına oturmayı kabul etmezsem cadılar çocuğumu öldüreceğine yemin etti. | Open Subtitles | لو لم أوافق على سلب سلطتك، فإنّ الساحرات أقسمن على قتل جنيني |