| Siz benim isimimi biliyorsunuz ama ben sizi hiç duymadım. | Open Subtitles | كلكم تعرفون اسمي ولكن لم اسمع عن اي واحد منكم |
| Hatta gazetede adını görene kadar hiç duymadım. | Open Subtitles | انا حتى لم اسمع به ابدا الى ان رأيت اسمه في الصحيفة |
| Bu şehirdeki pek çok kişiyi tanıyorum ama Jules Amthor'u hiç duymamıştım. | Open Subtitles | انا اعرف العديد من الناس فى هذه البلدة ولكنى لم اسمع ابدا عن جولز امثور انه مجرد تخمين |
| - Şimdiye kadar bu tür boklarla ilgili ne halt etmem gerektiğini hiç duymamıştım! | Open Subtitles | اكثر من هذا لم اسمع اللعنة على ما ستفعلة |
| Annemden haber alamadım. Çok umrumda değil ama iki gün oldu. | Open Subtitles | اننى لم اسمع من امي ، ليس ان هذا يزعجنى ولكن قد مضى يومين |
| Sormamın sebebi son zamanlarda adının geçtiğini hiç duymamış olmam. | Open Subtitles | أنا استفسر فقط لأن لم اسمع عنك في الأرجاء مؤخراً |
| hiç duymadım demedim... Sadece hangisiydi diye sordum. | Open Subtitles | لم اقل أني لم اسمع عنها ، كل ما في الأمر كيف تجري الأمور |
| Bak keriz... hiç duymadım demedik heralde.. Sadece hangisiydi diye sordum. | Open Subtitles | لم اقل أني لم اسمع عنها ، كل ما في الأمر كيف تجري الأمور |
| O türü daha önce hiç duymadım. Avustralyalı bir tür mü? | Open Subtitles | لم اسمع بهذا النسل هو هم كلاب من استراليا ؟ |
| Carmilla'yı duymuştum, ama senden bahsedildiğini hiç duymadım. Görünüşe göre tarih kitaplarına geçecek kadar kötü biri değilsin. | Open Subtitles | لقد سمعت بكميلا ولكنى لم اسمع عنك من الواضح انه لم يبقى شيئ من الكتب |
| Bunu daha önce hiç duymadım mı sanıyorsun? | Open Subtitles | انت تعتقد اننى لم اسمع ذلك من قبل , اليس كذلك ؟ |
| Uçan elk kafası diye bir tür yoksa, ki hiç duymadım, bir tahminde bulunup hayır diyeceğim. | Open Subtitles | حسنا بما انه لا يوجد انواع طائرة من رؤوس الايل لم اسمع بها سوف اتخذ قرارا واقول لا |
| Bir Jaffa'nın bayıldığını hiç duymamıştım, senin için hiç konuşmayalım. | Open Subtitles | مع ذلك، لم اسمع مسبقاً بأن أحد من الجافا غاب عن الوعي |
| Bir kurşun yarasının acısız yapılabileceğini hiç duymamıştım. | Open Subtitles | أنا لم اسمع ذلك من قبل .. ليس من المؤلم جعل علامة للندبة |
| Costa Luna'yı hiç duymamıştım. Ya sen, Brookie? | Open Subtitles | انا لم اسمع ابدا عن كوستا لونا هل سمعت بروكي؟ |
| Sophie'den 10 yıl boyunca haber alamadım. | Open Subtitles | كنت اعمل بشكل جيد لم اسمع عن صوفي لمدة عشر سنوات |
| Hayır, yanından ayrıldığımdan bu yana hiçbir haber alamadım. | Open Subtitles | نعم، لا لم اسمع منها منذ ان تركتها هناك منذ يومين |
| Bunu duymamış olacağım. Ama şimdi arabanı çekmek zorundasın. | Open Subtitles | سأتظاهر بأنني لم اسمع هذا ، لكن ينبغي أن تحرك سيارتك الآن |
| Hiç duymadığım bir devlet dairesinden bir bürokratla konuştum. | Open Subtitles | تكلّمت مع الكاتب في بعض الوكاله الحكومي أنا لم اسمع عنه |
| 13 Ağustos 1948'deki son mektubundan sonra ondan bir daha haber almadım. | Open Subtitles | بعدها لم اسمع عنة شيئا كان يكتب لك كل يوم |
| - Ne duydum, ne şüphelendim. - Cassio ile onu birlikte gördün. | Open Subtitles | و لم اسمع شيئا او اشك في شىء لقد رايتيها مع كاسيو |
| sağlam bir kaynaktan aldığımız bilgiye göre burada kara kasada bomba tehlikesi varmış.-Benim haberim yok. | Open Subtitles | وصلتنا معلومات مضمونة يوم الثلاثاء حول وجود قنبلة في إحدى خزائن البنك لم اسمع شيئا عن هذا |
| Duymam için söyledi ama ben hiçbir şey duymadım. | Open Subtitles | لقد قال هذا بصوت مرتفع لاسمعه لم اسمع شيئا |
| Vanessa, Jenny den haftalardır haber alamıyorum. | Open Subtitles | لم اسمع شيء عن جيني منذ اسابيع |
| Tatlım, öyleyse bile dün geceden önce bunu bilmiyordum. | Open Subtitles | حبيبتى, اذا كان هذا صحيح, انا لم اسمع عنه قبل البارحة. |