| konuşmazsan yardım edemem. | Open Subtitles | إذا لم تتحدث إلي بشأنها فلن أستطيع مساعدتك. |
| Sana yardım etmek için buradayım ama benimle konuşmazsan sana yardım edemem. | Open Subtitles | أنا هنا للمساعدة لكن لايمكنني المساعدة إن لم تتحدث إلي |
| Halanın direktifiyle kovuldum. Aradığımda benimle konuşmadı bile. | Open Subtitles | كان طلب عمتك لم تتحدث لي عندما اتصلت بها |
| Anlamadığım şey, FBI bu dinleme olayının ayrıntılarını bilebilecek insanlarla konuşmadı bile. | Open Subtitles | ما لا أستطيع فهمه هو كل أولئك الناس الذين لديهم معلومات عن عملية الإقتحام و لكن المباحث الفيدرالية لم تتحدث معهم مطلقا |
| Hadi. Bugün, şu inek dışında kimseyle konuşmadın değil mi? | Open Subtitles | إذاً، لم تتحدث لأحدٍ اليوم عدا ذلك القبطان غريب الأطوار؟ |
| Geri dönerken pek konuşmadın. | Open Subtitles | لم تتحدث كثيرا و نحن بالطريق الي الي هنا |
| O aileden daha önce kimseyle tanışmadım. Annen de onlardan hiç bahsetmedi. | Open Subtitles | لم التقي احداً في تلكَ العائلة ابداً ووالدتكِ لم تتحدث عنهم من قبل |
| Onunla bir aptal gibi konuşmazsan sözel gelişimi artabilir. | Open Subtitles | مهارته الشفوية ستتطور لو لم تتحدث إليه كأحمق |
| Araştırmalar diyor ki eğer bebeğimizle konuşmazsan daha 5 yaşındayken işleri biter. | Open Subtitles | هناك العديد من الدراسات التي تقول إذا لم تتحدث إلى الطفل سيصبح متخلف بعمر الخامسة |
| Güven bana, bizimle konuşmak isteyeceksin çünkü konuşmazsan Five-O'ya muhbirlik yaptığını herkese söyleriz. | Open Subtitles | ،ثق بي أنت سترغب ،بالتحدث إلينا ،لأنك ما لم تتحدث إلينا فإننا سنخبر الجميع |
| Henry, benimle konuşmazsan ya da canını neyin sıktığını söylemezsen ben nasıl-- | Open Subtitles | هنري، إن لم تتحدث معي، إذا لم تقول لي ما الذي يزعجك، فكيف من المفترض ؟ |
| Herneyse, her kimse benle konuşmadı. | Open Subtitles | أبدا مهما كانت هذه الاشياء فإنها لم تتحدث معي |
| Ama tüm hayatı boyunca bekar kaldı ve ...bekar bir papaz yardımcısıyla hiç konuşmadı bile! | Open Subtitles | رغم هذا لم تتزوج طوال حياتها و على حد علمي لم تتحدث قط لرئيس شماسية أعزب |
| Seninle planladığımız yanlış yönlendirmeden beri benimle konuşmadı. | Open Subtitles | لم تتحدث معي منذ زرعتُ أنا وأنتَ تلكَ الكذبة |
| Geri dönerken pek konuşmadın. | Open Subtitles | لم تتحدث كثيرا و نحن بالطريق الي الي هنا |
| Bu grup evi kararına ne oldu? Sanırım bunu onunla daha konuşmadın. | Open Subtitles | إذاً ما تأثير ذلك على قرار الدار أظنك لم تتحدث بشأنه حتى آلان |
| Gitmeden önce onunla konuşmadın mı? | Open Subtitles | وأنت لم ترها قبل رحيلها؟ .. لم تتحدث معها؟ |
| Ailesinden, arkadaşlarından ya da başka birinden hiç bahsetmedi. | Open Subtitles | لم تتحدث يومًا عن عائلة أو أصدقاء أو أي شخص |
| annem bu konuda hiç konuşmazdı. Ve geçen yıl beni o okula koydu. | Open Subtitles | لم تتحدث أبداً عن الأمر ، ثم وضعتني العام الماضي في تلك المدرسة |
| Bir keresinde başroldeki asıl karakterin ilk yarım saat konuşmadığı bir film izledim. | Open Subtitles | في مرة، شاهدت فيلما، وفي أول نصف ساعة، لم تتحدث الشخصية الرئيسية |
| O günden beri de konuşmadınız mı? | Open Subtitles | و لم تتحدث معها منذ ذلك الوقت ؟ |
| Bana karşı hiç böyle sert konuşmamıştın daha önce, ve ben korkuyordum ki... | Open Subtitles | أنت لم تتحدث معي مطلقا بهذا الوضوح من قبل ، وكنت أخشى... |
| Eğer Keje seninle de konuşmazsa, anlarım ki dünyaya küsmüş. | Open Subtitles | إن لم تتحدث معك أنت أيضاً فسأعلم حينها بأننها تخلت |
| Hayır ama benimle böyle kibar konuşmayalı çok uzun zaman oldu. | Open Subtitles | كلا، كل ما في الأمر أنك منذ زمن لم تتحدث معي بمثل هذا اللطف |
| Ama eğer onunla konuşmazsanız, daha fazla virüsü serbest bırakacağına inanıyorum. | Open Subtitles | لكننى أعتقد أنك اذا لم تتحدث معه فسيطلق المزيد من الفيروس |
| Sen konuşmayacaksan belki de senin ufaklık konuşur? Hayır. | Open Subtitles | اذا لم تتحدث, ربما يرغمك قضيبك على التحدث |