| Hiçbir zaman oyunlarıma gelmedin. Hiç sette beni ziyaret etmedin. | Open Subtitles | لم تحضر مسرحياتي قط ولم تزرني في موقع التصوير قط |
| Uzun bir süredir gelmedin buralara değil mi? | Open Subtitles | أنت لم تحضر الى هنا منذ فترة, أليس كذلك؟ |
| Dün işe gelmedi, bugün de maaşını almak için de gelmedi. | Open Subtitles | لكنها لم تحضر إلى العمل مساء أمس ولم تأت لأخذ شيكها اليوم |
| Bayan Crosby o buluşmaya gelmedi. | Open Subtitles | في الحقيق السيدة كروسبي لم تحضر أبداً ذلك الإجتماع |
| Saat yedide eve gelmezsen, Tom'la beraber kaçarım ona göre. | Open Subtitles | إذا لم تحضر لشقتي في السابعة فسأهرب مع توم |
| Neden bana yiyebileceğim bir şeyler getirmedin? | Open Subtitles | لا , لماذا لم تحضر لى شيئاً استطيع ان آكله |
| Evet, ama önce bana gelmemiş olmanıza şaşırdım doğrusu. | Open Subtitles | نعم ، لكن أنا متفاجئ أنك لم تحضر لي بالأول |
| Üç gündür işe gelmedin. Ne yapıyorsun? | Open Subtitles | لم تحضر إلى العمل منذ أيام ما الذي كنت تفعله ؟ |
| İşe neden gelmedin diye merak ettim. | Open Subtitles | فقط أتسائل لماذا اليوم لم تحضر إلى العمل |
| Hey... seçmelere neden gelmedin? | Open Subtitles | مرحباً يا رجل , لماذا لم تحضر في تجارب الآداء ؟ |
| Buraya uğradığına şükredebilirsin. Bütün hafta hiç gelmedi. | Open Subtitles | من حسنِ حظِّكَ أنّها أتت أساساً، فهي لم تحضر طوال الأسبوع |
| Bak, benim ailem hiçbir önemli olaya gelmedi. | Open Subtitles | انظري , عائلتي لم تحضر إلى أي حدَث كبير لي |
| Dün gece kendisiyle bir randevumuz vardı ama gelmedi. | Open Subtitles | لقد رتبنا موعداً لليلة أمس لكنها لم تحضر |
| Saat yedide eve gelmezsen, Tom'la beraber kaçarım ona göre. | Open Subtitles | إذا لم تحضر لشقتي في السابعة فسأهرب مع توم |
| Bu arada, bugün Anju'nun evlilik yıldönümü. gelmezsen hayalkırıklığına uğrar. | Open Subtitles | بالمناسبة , اليوم الذكري السنوية لزواج أنجو ستحزن كثيرا إذا لم تحضر |
| Sen neden bir şey getirmedin? | Open Subtitles | هذه لم تكن فكرتي بل فكرة فيرن لماذا لم تحضر معك شيئاً؟ |
| Çünkü geçen yıl ve ondan önceki yıl hiç hediye getirmedin. | Open Subtitles | لانك العام الماضى والعام الذى قبله انت لم تحضر لى اى هدايا |
| Bir kadının resmini çekecekti ama kadın hiç gelmemiş. | Open Subtitles | كان من المفترض أن يصور فتاة ولكنها لم تحضر |
| Blue Valley Lisesi'nde ikinci sınıf öğrencisi ve devam konusunda problemleri var gibi. Son üç haftadır okula gitmemiş. | Open Subtitles | وتتغيّب كثيراً، لم تحضر دروسها منذ 3 أسابيع. |
| lKızarmış patates bile almadın mı? Buna çok kızdım. | Open Subtitles | انت حتى لم تحضر البطاطا المقلية انت تحتقرنى |
| Mesela çocuk bakıcısı gelmediği için filme geç kaldı. | Open Subtitles | على سبيل المثال ، جاءت متأخرة للفيلم الجديد لأن مربية الأطفال لم تحضر |
| Ona 25000 $ vermezsen bizi öldüreceğini söyleyen... ..ve buralarda Carmine diye tanınan adamdan ne haber? | Open Subtitles | ماذا عن الشخص الذي اسمه كارمين لقد اتصل علي وقال أنه سيقتلنا إن لم تحضر له خمسا وعشرين ألف دولار |
| Kardeşim bana eğe veya testere getirmemiş. | Open Subtitles | لا بأس أيها العريف إن أختى لم تحضر لى منشورات أو منشار |
| Doğru giysilerimi bile getirmemişsin. | Open Subtitles | حتّى أنّكَ لم تحضر الملابس المناسبة |
| Ayrıca, dava işlemleri sırasında teşrif etmediğiniz için her şey onun oldu. | Open Subtitles | علاوة على ذلك، عندما لم تحضر أثناء إجراءات الطلاق حصلت هي على كلّ شيء. |