| - İçmedin ve hız da yapmadın. - Benim sürdüğüme inanmayacaklar. | Open Subtitles | ـ لم تشرب أو تسرع ـ هم لن يصدقوا أني الذي كنت أقود |
| Partide bir şey içmedin, yol da kaygan değildi. | Open Subtitles | أنت لم تشرب في الحفلة والطرق لم تكن مبللة |
| Sadece birkaç dakika daha, Donald. Daha maden suyunu içmedin. | Open Subtitles | دقائق قليلة من فضلك "دونالد" أنت حتى لم تشرب ماءك |
| Yüz söz içmedi kulaklarım ağzından. | Open Subtitles | لم تشرب أذناى بعد مئات الكلمات من نطق هذا اللسان و لكنى أعرف الصوت |
| O 21 yaşında ve hiç içmemiş, doğum günlerinde bile. | Open Subtitles | عمرها 21سنة وهي لم تشرب حتى في عيد ميلادها |
| İçmezsen ellerinin titreyeceği konusunda uyarmıştım. | Open Subtitles | لاحظت أن يديك ترتعدان إن لم تشرب الخمور. |
| Annenin uyku haplı birayı içmediğini düşünmeye başlıyorum. | Open Subtitles | لقد بدأت أظن أن والدتك لم تشرب الخمرة التى كان بداخلها الحبة المنومة |
| Öyle mi? Sana getirdiğim biraları hiç içmiyorsun. | Open Subtitles | لم تشرب أياً من الجعة التي أحضرتها |
| Hapishanede içmedin diye etkilenmem. | Open Subtitles | هل تتوقع أن أنبهر لأنك لم تشرب في السجن؟ |
| Bu sabah kahve içmedin. | Open Subtitles | أنتَ لم تشرب القهوة هذا الصباح. |
| - Zehiri içmedin öyle değil mi? | Open Subtitles | انت لم تشرب السم, اليس كذلك؟ لا. |
| Pullo, iki gündür su içmedin. | Open Subtitles | بوللو، أنت لم تشرب ماءَ خلال يومين. |
| Daha yarısını bile içmedin. Bir saate kadar düzelirsin. | Open Subtitles | لم تشرب نصفه حتّى ستكون بخير خلال ساعة |
| Votkayı Trina Marquez içmedi çünkü ben içtim. | Open Subtitles | كاثرينا لم تشرب الفودكا لآنني أنا من شربت الفودكا |
| - Uzun zamandır içki içmedi. | Open Subtitles | هل هي سكرانه ؟ انها لم تشرب الخمر منذ فترة طويلة |
| Çünkü hastalanır da karşınızda Daisy'yi bulursanız ve kendisi o gün kahvesini içmemiş olup da daha önceden onayladığı bir şeyin onayını kaldırmaya karar verirse siki tutarsınız! | Open Subtitles | لأن بهذه الحالة ان اتصلتم بديزي وهي كما تعلمو ان لم تشرب قهوتها ذلك اليوم فاتقرر ان لا توافق وتعتمد امر |
| Belki bu kız o kadar içmemiş olsaydı sonrasında olanlar asla yaşanmazdı. | Open Subtitles | ربما لو لم تشرب هذه الفتاة إلى هذا الحد لما حدث ما حدث بعدها |
| Cumartesi akşamı bir şeyler içmezsen pazar sabahı İsa'ya söyleyecek bir şey bulamazsın. | Open Subtitles | إذا لم تشرب في ليلة السبت عندها لن يكون لك شيء لتقوله للرب يوم الأحد |
| İçmezsen kötü bir şey olacağını söyledi. | Open Subtitles | لقد قال أن شئ سئ سيحدث لك لو لم تشرب الجرعة. من؟ |
| Akşam yemeğinde içmediğini fark ettim. | Open Subtitles | لاحظت أنك لم تشرب أثناء العشاء. |
| Özellikle hiç içmediğini de göz önünde bulundurursak. | Open Subtitles | خصوصاً بالنظر أنك لم تشرب حتى |
| Kardeşimin ölmesi dışında benimle hiç içmiyorsun. | Open Subtitles | أخرى من أخي يموتون؟ أنت لم تشرب معي. |