Züğürtlemiş, beş parası yokmuş sokaklarda çalmak zorunda kalmış. | Open Subtitles | و هو مُفلس , لم يكن يملك أيّ نقود فـ يخرج للشارع و يبدأ بالعزف |
Çok uzun zaman önce, hasta bir serçe varmış, ve güneye uçacak gücü yokmuş. | Open Subtitles | ذات مرة كان هنالك عصفور يشعر بالتعب لم يكن يملك القوة للهجرة .. |
Çocuklarını beslemek için bile parası yokmuş. | Open Subtitles | لم يكن يملك المال لإطعام أطفاله |
Devesi yokmuş. Tükürüyorlar dedi. | Open Subtitles | لم يكن يملك جمال يقول أنها تبصق. |
Valenin park izni yokmuş. | Open Subtitles | خادم الفندق لم يكن يملك تصريحاً |
Anladığımız kadarıyla Bay Meier'ın cep telefonu yokmuş. | Open Subtitles | علمنا بأنّ السيد (ماير) لم يكن يملك هاتفاً خلوياً |
Başka şansı yokmuş, Carol. | Open Subtitles | يبدو انه لم يكن يملك خياراً "كارول" |
Silahı yokmuş. | Open Subtitles | لم يكن يملك واحدا. |
HCG'nin iyi olmadığını söyledi bu yüzden parası yokmuş. | Open Subtitles | قال أن (إتش سي جي) لم يكن جيّداً، ولهذا لم يكن يملك المال. |
İşin dışında başka bir hayatı yokmuş gibi görünüyordu. | Open Subtitles | لم يكن يملك حياة خارج العمل. |
Dedemim başka çaresi yokmuş. | Open Subtitles | لم يكن يملك جدي خيارا اخر |