| İşim gereği sıkça gittiğim Paris'te ya da Londra'da... kolayca satabilirim bu kolyeyi. | Open Subtitles | بسهولة سوف أبيع هذه القلادة في باريس أو لندن في العادة عملي هناك |
| Büyük Yangın 1666'da Londra'nın merkezini yerle bir ettiğinde Hooke, mimar Christopher Wren'le işbirliği yaparak şehri yeniden tasarlayıp inşa etti. | Open Subtitles | بعد أن دمر الحريق الكبير مركز لندن في 1666 تعاون هوك مع المهندس المعماري كريستوفر رين لإعادة بناء وتصميم المدينة |
| Mortgage ve Kredi Kartı sahtekarlığından suçlu bulundu, ve 2012'de Londra - Wormwood Scrubs hapishanesinden tahliye olacak. | TED | و قد تمت إدانته برهن العقارات و تزوير بطاقات الائتمان، و سيتم إطلاق سراحه من سجن وورموود سكربس في لندن في 2012. |
| Londra'nın 17. yüzyıldaki haritasına bakarsak, Thames'ten gelen tahıllarını haritanın alt kısmı boyunca görebiliriz. | TED | إذا نظرنا إلى خريطةٍ لندن في القرن السابع عشر بإمكاننا أن نرى بأن حبوبها التي تدخل من نهر التيمز على طول أسفل الخريطة. |
| 20'li yaşlarındayken, Londra'daki Schroder Ventures'ın en genç ortağıydı. | TED | لقد كانت أصغر شريك في مشاريع شرودر في لندن في عشريناتها. |
| 17 yaşındayken modellik yapmak için Londra'ya taşındım. | TED | انتقلت إلى لندن في السابعة عشر لأصبح عارض أزياء |
| Film çok büyük başarı kazanacak. Temmuz'da hep birlikte Londra'ya gidiyoruz. | Open Subtitles | الفلم يتحرك بسرعة سنذهب إلى لندن في يونيو |
| Şimdi Londra'ya gidin, Parlamento meydanındaki anıtlarda ve David Lloyd George'un anıtında sadece üç sözcük olduğunu göreceksiniz: David Lloyd George. | TED | الآن مايوازي هذا في لندن في ساحة البرلمان وسترى أن نصب ديفيد لويد جورج يتضمن ثلاث كلمات: ديفيد لويد جورج. |
| 1940'da Londra'dan ayrıldım ama gümrükten geçerek değil. | Open Subtitles | رحلت إلى لندن في 1940 ولكن ليس عبر المنطقة الحرة |
| Kimliği belirlenemeyen adam 13 Temmuz'da Londra'da görülmüş. | Open Subtitles | هذا الرجل المجهول الهوية شوهد في لندن في الثالث عشر من يوليو |
| Jamaika'ya varırsınız, kuku aynı kukudur, Johannesburg'da Londra'da, Brooklyn'de gördüğünüz o kukudur. | Open Subtitles | " وتذهب إلى " جامايكا " لتجد نفس المهبل في " جوهانسبيرج " في " لندن " في " بروكلين |
| Yarın sabah saat 8:00'de Londra'ya biletiniz ayrıldı. | Open Subtitles | لقد حجزت غداً إلى لندن في الثامنه صباحاً |
| En son görüldüğü yer 1941'de Londra Hava Saldırısı sırasındaydı. | Open Subtitles | للعديد من حاولوا فتح الباندوريكا قبل الأوان المحدد آخر ظهور مسجلٍ له كان إبّان الهجوم الجوي على لندن في عام1941 |
| 1967'de, Londra'daki bir sanat galerisinden alındı. | Open Subtitles | تم شراؤها من معرض فني في لندن في عام 1967. |
| Londra'da gece karşıya geçemeyiz. Vahşi köpeklerle doludur. Bizi canlı canlı yerler. | Open Subtitles | لا يمكننا عبور لندن في الظلام فهي مليئة بالكلاب المتوحشة وستأكلنا أحياء |
| Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz. | TED | لذا, فبمجرد أن تبدأ تجوالك في مدينة لندن في تلك الأيام حتى تطغي عليك الروائح النتنة من كل صوب. |
| Londra'da 44 gün cam bir kutuda su dışında birşey olmadan yaşadım. | TED | لقد عشت في لندن في صندوق زجاجي لمدة ٤٤ يوما من غير شيء إلا الماء |
| Gündüz vakti Londra'nın göbeğinden 120 kilometre hızla kaçış. | Open Subtitles | بسرعة70 ميل في الساعة في قلب لندن في وضح النهار |
| Londra'daki günlerimiz gibi olmasını o kadar çok istiyorum ki odana gizlice geldiğim zamanki gibi. | Open Subtitles | أريد بشدة أن نكون كما كنا في لندن في تلك الغرفة حيث كنت آتي إليك سراً |
| Hayır, kısa süre soran iki günlük bir ziyaret için Londra'da olacağız. | Open Subtitles | لا,سنكون قريباً في لندن في زيارة تستغرق يومين |
| Temmuz'da hep birlikte Londra'ya gideceğiz. | Open Subtitles | جميعنا ذاهبون إلى لندن في يوليو |