| Sanırım Teri bir daha seninle konuşmayacak, hı? | Open Subtitles | اذن أعتقد أن تيري لن تتحدث إليك مرة أخرى، هاه؟ |
| - Asla konuşmayacak. - Peki ya testler? | Open Subtitles | إنها لن تتحدث أبدا و ماذا عن الاختبارات ؟ |
| Adamlarımın önünde benimle bir daha asla bu şekilde konuşmayacaksın. | Open Subtitles | لن تتحدث إلي ثانية بهذه الطريقة أمام رجالي |
| konuşmayacaksın, bu yüzden bilgileri direk beyninin ön ve temporal lobundan alacağım. | Open Subtitles | أنت لن تتحدث ، لذا سأعمل على استخراج المعلومات مباشرة من الفص الأمامى و الصدغى لمخك |
| Dorothy bu adamla bir daha asla konuşmaz eğer o adam bana, Lorelei'a zarar verecek olursa. | Open Subtitles | دوروثي لن تتحدث مع ذلك الرجل ثانية لو أساء لي بآي شيء لورولاي |
| Kimseyle konuşmayacaktır. | Open Subtitles | لن تتحدث مع أحد أبدًا، أنت أوقفتها عند حدها |
| Benimle onlardan biri gibi konuşamazsın. Ben korsan değilim! | Open Subtitles | لن تتحدث معي مجدداً ، وكأني واحدٌ منهم |
| Kholi ile evlenmezsen seninle asla konuşmayacak. Öyle mi? | Open Subtitles | إنها تقول أنها لن تتحدث معك ثانية إذا لم تتزوجي كهولي ساب ، لا؟ |
| Eğer yarım saat içinde annenizin yanına varmazsak benimle asla konuşmayacak. | Open Subtitles | إذا لم نصل إلى والدتكم خلال الـ30 دقيقة المقبلة لن تتحدث لي مرة اخرى |
| Şirketteki hiçbir kadın benimle konuşmayacak. Bu konuda adım çıktı. | Open Subtitles | لن تتحدث أي امرأة في الشركة معي لقد تم نبذي بسبب هذا |
| Yani Dayanak listesine ulaşamadığımız bir yana bir de Jill benle, meyve tozunu durularken bir kadınla yakalandığım için mi konuşmayacak? | Open Subtitles | هل نحن لم نحصل على لائحة فولكرم ولكن جيل لن تتحدث الى مرة اخرى بسبب انها امسكتنى عارى بسبب بدرة فاكهة مع امراة اخرى ؟ |
| Ben az kalsın ölüyordum ve bir daha benimle konuşmayacak mısın? | Open Subtitles | كدت أموت وأنت وحسب لن تتحدث معي مرة أخرى؟ |
| Benimle muhtelemen asla konuşmayacak dünyanın en harika kızına. | Open Subtitles | أروع فتاة بالعالم التى من المحتمل لن تتحدث معى مرة أخري |
| Bunu sana vereceğim ama bunun hakkında bir daha asla konuşmayacaksın. | Open Subtitles | سأجلبه لك ، لكنك لن تتحدث حول هذا الموضوع مجددا |
| Bunu sana vereceğim ama bunun hakkında bir daha asla konuşmayacaksın. | Open Subtitles | سأمنحك إيـاه. لكنك لن تتحدث عن هذا الـأمر ثانيةً. |
| - Hayır, asıl sen dinlemiyorsun. Onunla bir daha bu sabah konuştuğun gibi konuşmayacaksın. | Open Subtitles | لن تتحدث معه أبداً بتلك الطريقة التي تحدثت بها معه هذا الصباح |
| Belki eğer bir konuşma içinde olduğumuzu görürse benimle konuşmaz. O şey hakkında söylediğin şey... | Open Subtitles | ربما لن تتحدث معي إذا بدونا مستغرقين بالحوار |
| Fark etmez çünkü artık benimle konuşmaz dostum. | Open Subtitles | لا يهم, لأنها لن تتحدث إلي بعد الآن يا صاح |
| Gidemem. Sandra teyzem benimle bir daha asla konuşmaz. | Open Subtitles | لا استطيع ان ارحل العمه ساندرا لن تتحدث معي مره اخرى. |
| Eğer bu kadın gerçekten bir örtbasın içindeyse onun tarafında olmayan bir avukatla konuşmayacaktır. | Open Subtitles | إذا كانت هذه المرأة متورطة في عملية التستر الأصلية لن تتحدث إلى محامي ليس بجانبها بعد الآن |
| O çocuğun bana ait olmadığını ispatlayana kadar benimle konuşmayacaktır. Çok saçma. | Open Subtitles | لن تتحدث معي حتى أثبتأنهليسطفلي،هذاسخيف! |
| Bizimle konuşmayacaktır. Peki ne yapacağız? | Open Subtitles | لن تتحدث إلينا ماذا سنفعل إذاً؟ |
| Benimle aşağılık biriymişim gibi konuşamazsın. | Open Subtitles | لن تتحدث معي كأنني متشرد |