| İşe yaramayacak. Çünkü yanlış ayakkabı giyiyor. | Open Subtitles | لن تفلح هذه الحيلة لأنها لا ترتدي الحذاء المناسب |
| Başaramayacağız. Bu bir kabus. İşe yaramayacak. | Open Subtitles | لن ننجح أبداً، إنه كابوس لن تفلح أبداً طريقتك |
| Dostum bu bok çizgi filmlerde bile işe yaramaz. | Open Subtitles | خطة مثل هذه لن تفلح حتى في الرسوم المتحركة. |
| Sigara ve kahve içersen, beyazlatma işe yaramaz. | Open Subtitles | إن كنتِ مدخنة أو تشربين القهوة فعملية التبييض لن تفلح |
| Senin kuvvet taktiğin burada işe yaramıyor. | Open Subtitles | و تكنيكات السرعة لن تفلح هنا. |
| Beni hayal kırıklığına uğratıyorsun, Goldfinger. Grand Slam Operasyonu'nun işe yaramayacağını biliyorsun. | Open Subtitles | خيبت ظنى يا جولدفينجر عملية جراند سلام لن تفلح |
| İşe yaramayacak. Uğradığın için sağ ol. | Open Subtitles | حسناً, لن تفلح في ذلك لذا شكراً على مرورك |
| Korkmadım ve bu inanılmaz derecede çocukça olan ters psikoloji denemen de işe yaramayacak. | Open Subtitles | لست كذلك في الواقع و تلك المحاولة الصبيانية اللا معقولة بغرض الإرتداد السيكولوجي لن تفلح |
| Benimle bağ kurmaya çalışman işe yaramayacak. | Open Subtitles | أنا لا محاولتك للتواصل معي وبناء علاقة لن تفلح |
| Petrol üretiminizi düşürme tehditlerin işe yaramayacak. | Open Subtitles | هذه التهديدات بشأن تقليص حصص إنتاجك للبترول لن تفلح |
| Koluna ya da bacağıma birer kurşun ama işe yaramayacak, çünkü tamamen giyiniğim. | Open Subtitles | بإمكانك وضع القيود على ذراعيّ ورجليّ لكنها لن تفلح لأني مستعدّ تماماً |
| İşe yaramayacak. Harvey'yi telefona istiyor. | Open Subtitles | لن تفلح , أنه يريد منا أن نحضر "هارفـى" إلى الهاتف |
| Ayrıca çevirdiğin şu dalavere yani arkadaşların patronumu hallederken beni oyalama taktiğin bende işe yaramaz. | Open Subtitles | و هذه الحيلة التي تملكها تقوم بتأخيري بينما يقوموا أصدقاءك بالعبث مع موظفيني لن تفلح |
| Size söylemiştim aptallar. Bu Pete maskeleri işe yaramaz diye. | Open Subtitles | لقد أخبرتك أيها الأبله بأن أقنعة (بيت) هذه لن تفلح. |
| Mükemmel, tipik bir plan ve bu yüzden de işe yaramaz. | Open Subtitles | انها خطة نظرية رائعة , حيث لن تفلح |
| Tamam mı? Bu plan işe yaramaz çünkü beni tanırlar. | Open Subtitles | ولكن مع ذلك لن تفلح لأن وجهي مألوف |
| Duygu sömürüsü yapıp, yüreğini sızlatıyor. Bende işe yaramaz. | Open Subtitles | مناشدة القلب الحزين الدامي لن تفلح معي |
| Bu sefer işe yaramıyor, Gaius. Yalan söylediğini anlıyor. | Open Subtitles | (لن تفلح هذه المرة يا (جايس يمكنه النظر مباشرة اليك |
| Ama doğru yol işe yaramıyor. | Open Subtitles | لكن الطريقة الصحيحة لن تفلح |
| - Bu plan işe yaramıyor, Sarah. | Open Subtitles | -هذه الخطة لن تفلح يا (سارة ) |
| Hardison, planlarının işe yaramayacağını söylemen gerek. | Open Subtitles | هادريسون، عليك أن تخبرهم بأن طريقتهم لن تفلح |
| Bu mermilerin bende işe yaramayacağını biliyorsun, değil mi? | Open Subtitles | تعلم أن هذه ارصاصات لن تفلح معي، أليس كذلك؟ |