| O yarın mutlu olacak ama gerçekte düşünen kişi hiç mutlu olamaz. | Open Subtitles | الشخص الذي يظن أنه سيصبح سعيدا غدا لن يصبح سعيدا أبدا |
| Bundan daha mükemmel bir imza olamaz diye düşünüyorsun. | Open Subtitles | فقط عندما ظننا ان التوقيع لن يصبح أكثر صلابة |
| Yapamıyor. O asla bir BaşMimar olamaz. | Open Subtitles | ، لا يمكنه القيام بذلك لن يصبح أبداً أستاذ التشييد |
| Zavallı Reeves, bundan sonra plastik ameliyat olamayacak. | Open Subtitles | ريفز الفقير، هو لن يصبح جراحة تقويمية في النهاية. |
| Babasının istediği gibi biri olamayacak ama çok çalışıyor. | Open Subtitles | لن يصبح مثلما يريد والده، لكنّه يحاول جاهداً |
| Ama sonra fark ettim ki, Barbra'yı öldürüp yediklerinde, bu seneki Noel'de elinde bir şey kalmayacak. | Open Subtitles | عندما يذبحون باربرا ويأكلونها لن يصبح لديك شئ لعرضه لعيد ميلاد هذه السنة |
| İlgilendikten sonra da, bu meclisin başka düşmanı kalmayacak. | Open Subtitles | وحين أفعل ذلك... لن يصبح لهذه الطائفة أعداء. |
| Ne zaman daha sıradışı olamaz desem, beni şaşırtıyor. | Open Subtitles | كل مرة اعتقد انه لن يصبح استثنائي اكثر يفاجئني |
| - Peki sağlığına tekrar kavuşacak mı? - Bir daha asla eskisi gibi olamaz. | Open Subtitles | . أفترض أنه سيكون بخير لاحقاً - . لن يصبح أبداً بخير مرة ثانية - |
| kimse sadece tek bir ceketle kahraman olamaz. | Open Subtitles | لن يصبح أحد بطلاً بمجرّد ارتدائه لسترة |
| Dediğim gibi yapmalısınız yoksa asla tam bir erkek olamaz.. | Open Subtitles | يجب أن تفعل هذا، وإلا لن يصبح رجلاً |
| Şey, daha güvenli birşey olamaz. | Open Subtitles | هو لن يصبح أكثر أماناً |
| - O renk körüymüş, pilot olamaz. | Open Subtitles | -إنه مصاب بعمى الألوان، لن يصبح طيار |
| Artık asla Başkan olamayacak. | Open Subtitles | الحقيقة هي أنّه الآن لن يصبح رئيساً أبداً |
| Bilmiyorum, korkakça olabilir ama senin gibi biri için asla gerçek bir adam olamayacak bir oğlan için... | Open Subtitles | ربما يكون هذا ينقصه الشجاعة والجرأة قليلًا لكن بالنسبة لشخصٍ مثلك ولد لن يصبح رجلًا أبدًا |
| Asla başkan olamayacak. | Open Subtitles | فكرى بهذا أنه لن يصبح رئيسا أبدا |
| Ama odamdan çıkar çıkmaz, anladım ki etrafımdakiler yüzünden, hiçbiri gerçek olamayacak. | Open Subtitles | ولكن حالما أترك غرفتي ...أدرك بكل ما هو حولي أن هذا لن يصبح حقيقياً أبداً |
| Hiçbiriniz ortak olamayacak çünkü tepede yer kalmadı. | Open Subtitles | -انظري لن يصبح أي منكم شريكاً لأنه لا مجال لكم |
| Sonsuza kadar doktor olarak kalmayacak. | Open Subtitles | لن يصبح طبيب للأبد |
| Ve seninkilere ihtiyacım kalmayacak... | Open Subtitles | "... عندها لن يصبح لك أي فائدة" |
| Will'in avantajı kalmayacak. | Open Subtitles | (ويل) لن يصبح لديه أوراق ضغط. |