| Yapmam gerekeni yapacağımın farkındalar. Çünkü Bunu onlara bugün ispatladım. | Open Subtitles | إنهم يعلمون بأنّي أفعل ما عليّ فعله لأنّي أثبتُ لهم هذا اليوم |
| O zaman Bunu onlara açıklarsın. | Open Subtitles | حاول أن تشرح لهم هذا. الآن، لو صادف أن أتيت |
| Evet de sen Bunu onlara anlat. Bana inanmıyorlar. | Open Subtitles | نعم أقول لهم هذا دائماً لكنهم لايصدقونى |
| Bunun kötü bir şaka olduğunu düşündüm ve onlara da söyledim. | Open Subtitles | اعتقد انها كانت مزحة غبية و أنا قلت لهم هذا. |
| Yani, gerçeği bilmeli Onlara bu parayı neden bıraktığını öğrenmeli. | Open Subtitles | عليها أن تعرف الحقيقة وستعرف أنه ترك لهم هذا المال |
| bu onlara, istenmeyen spermi üreme organlarıyla eleme gücünü sürdürme imkanı sağlıyor. | TED | سمح لهم هذا بامتلاك القوة لاستبعاد النطاف غير المرغوبة باستخدام أعضائها التناسلية. |
| Bunu onlara da söyleyeceğim, tamam mı? | Open Subtitles | و سأقول لهم هذا , حسنا |
| Bunu onlara söyleyebilirsin. | Open Subtitles | وتستطيع ان تقول لهم هذا مني |
| Bunu onlara değer verdiğin için yaptığını. | Open Subtitles | أقول لهم هذا يرجع لأنك تهتم |
| Bunu onlara zaten anlattım. | Open Subtitles | أنظر، لقد قلت لهم هذا بالفعل |
| Bunu onlara da söyledim. | Open Subtitles | قلت لهم هذا |
| Ve onlara da söyleyeceğim tamam mı? | Open Subtitles | و سأقول لهم هذا , حسنا |
| Onlara bu tarz bir saldırının senden gelemeyeceğini ve başka şeylere bakmalarını önerdim. | Open Subtitles | قلت لهم هذا النوع من الاعتداء ليس من شيمك واقترحت ان يبحثوا عن احد اخر |
| Onlara bu evi ben aldım ama onlar beni hep dışladılar çocuk baktırdılar. | Open Subtitles | اشتريت لهم هذا المنزل ودائماً مايتجاهلونني يجعلونني أجالس ابنهم |
| bu onlara herhangi bir atom örgüsü içindeki bağların düğüm noktalarını bulmalarına izin veriyor. | TED | يسمح لهم هذا بالعثور على العقد الروابط في أي شبكة ذرات. |