| - Fakat onlar birbirine aşık. Herkesin sevilmeye hakkı vardır. | Open Subtitles | لكنهم يحبون بعض, الجميع له الحق في أن يكون محبوب |
| Dinle, soyulmuş adamın buna bakmaya hakkı vardır. | Open Subtitles | إسمع .. الشخص الذي سُرق له الحق أن يلقي نظرة |
| Bütün halkımın orada olma hakkı var görmek ve hatırlamak için. | Open Subtitles | جميع شعبي له الحق ان يكون هناك لكي يشاهد ذلك ويتذكره |
| bir babanın buna hakkı var. | Open Subtitles | لو أردت ذلك ، يمكننى الذهاب للمحكمة فالوالد له الحق فى ذلك |
| Savunma sadece bir tanık çağırdığı için, ki bu mahkumdu, son olarak dinlenme hakkına sahiptir. | Open Subtitles | بما أن الدفاع قد قام باستدعاء شاهد واحد و هو السجين فاٍن له الحق أن يتحدث أخيرا |
| Kabul etmeliyiz ki, ikimizin de bu kararı vermeye hakkı yok. | Open Subtitles | ربما يجب علينا ان نتفق بأن ولا واحد منا له الحق |
| "Birleşik Devletler'de yaşayan herkes 650 dönüm arazi sahibi olacak." | Open Subtitles | كل ساكنى الولايات المتّحدة له الحق في 160 هكتار من الأرض |
| Evet, onu kızdırdığım doğru, ve belki de o haklıydı. | Open Subtitles | آه, نعم, لقد أغضبته بالفعل ولربما كان له الحق في ذلك |
| Bir mahkum başka bir mahkumun cinayetine karışmışsa... yargılanma hakkı vardır. | Open Subtitles | اى سجين توجه له تهمة ضد سجين آخر له الحق فى المحاكمة |
| Her davalının mahkemeye çıkma hakkı vardır. | Open Subtitles | أنتظرى لحظه, كل متهم له الحق بالدفاع عن نفسه فى المحكمه. |
| Halen her vatandaşın kendi doğurganlığını kullanma hakkı vardır. | Open Subtitles | بيرو ', كل مواطن له الحق لاستعادة الأذونات من الخصوبة '. |
| Herkesin temsil edilme hakkı vardır. | Open Subtitles | الجميع له الحق في التمثيل القضائي المناسب |
| Bu dünyada olanlar önemli değil, her çocuğun onun arkasında olan biri olduğunu bilmeye hakkı vardır. | Open Subtitles | بغض النظر عما يحدث في هذا العالم، الطفل له الحق ليعلم بأن هناك شخص ما و الذي سوف يقف لهم |
| Bu dünya böyledir işte, erkeğin kadınına ceza verme hakkı vardır. | Open Subtitles | هذه هي الحياة الرجل له الحق أن يعاقب زوجته |
| Onu plajdan uzak tutamazsın Senin kadar onun da hakkı var. | Open Subtitles | .لا يمكنك منعه من المجيء للشاطيء له الحق بذلك مثلك |
| Bir sorunun varsa, sanığın bunu duymaya hakkı var. | Open Subtitles | لديك مشكلة لكنك لا تعتقدين الدفاع له الحق في سماعها |
| Bay Coudair'in de bir şey istemeye hakkı var. | Open Subtitles | السيد كودير له الحق في أن يرغب بشيء ولو كل 50 سنة |
| Bu ülkenin yasalarına göre, yargılanmaya hakkı var. | Open Subtitles | طبقاً لقوانين هذه البلاد له الحق في إتخاذ الإجراءات القانونية |
| Devletin tıbbi olanaklarına güvenmekle birlikte Bay Soprano karşılayabileceği en iyi tıbbi bakımı alma hakkına sahiptir. | Open Subtitles | مع كامل احترامي الى مستشفيات الولايه هنا بحالته السيد سبرانوس له الحق بمتابعة حالته من افضل المستشفيات هنا |
| Herkes kendi ismini temizleme hakkına sahiptir. | Open Subtitles | الشخص يستحق ان يكون له الحق بتبرئة أسمه الخاص |
| Evlilik ayrıcalığı işin içine girince davacı evliliğin geçerliliğini sorgulama hakkına sahiptir. | Open Subtitles | عندما يكون امتياز الزوجية عليه طعن في الوقت الحالي المحامي له الحق لتحدي صلاحية الزواج |
| - Bana emir vermeye hakkı yok. | Open Subtitles | ليس له الحق في إعطائي أوامر |
| Tüm hissedarların bu şirkette söz sahibi olduğunu söyledin. | Open Subtitles | ولقد أخبرتنى أن كل مالك اسهم له الحق فى التكلم |
| Ben kadını sevdim. Kocası sözlerinde çok haklıydı. | Open Subtitles | لطيف برغم كل شئ الزوج له الحق أن يقول |