Daha birçok okuldan koçların oğlunuzun futbol oynamasıyla ilgili konuşmaya geldiğini biliyorum. | Open Subtitles | أعرف أن مدربين في بضعة مدارس جاءوا بالفعل ليتحدثوا |
Eğer sen kendini hazır hissediyorsan iki dedektif seninle olanlar hakkında konuşmaya gelecekmiş. | Open Subtitles | محققان سيأتون ليتحدثوا عما حدث لو يمكنكِ هذا |
İnsanlar uzun zamandır medyayı seks hakkında konuşmak için kullanıyor. | TED | يستخدم الناس وسائل الإعلام ليتحدثوا عن الجنس منذ زمن بعيد. |
Ruhlarının derinliklerini duyuyorum ama açık konuşmak için fazlasıyla korkuyorlar. | Open Subtitles | يمكنني سماع التيارات من أرواحهم, لكنهم خائفين جداً ليتحدثوا بوضوح. |
Gözleri hep etrafta dolaşırdı... konuşacak başka birini ararlardı. | Open Subtitles | عيونهم كانت دائماً تجول الغرفة بحثاُ عن شخص أفضل ليتحدثوا معه |
En azından bölgeye konuşacak bir şeyler verdik. | Open Subtitles | حسناً, على الأقل أعطى المقاطعة شيئاً ليتحدثوا عنه |
Öğretmenler, avukatlar, polisler... çocuklarla konuşmaları, onlara başka neler olabileceklerini göstermeleri için. | Open Subtitles | ليتحدثوا للاطفال ليعلموهم طرق اخرى كيف يكونوا |
Ben de arkadaşlarımı benimle konuşmaları için takip etmek istemem ama işte buradayım. | Open Subtitles | أفضل عدم الخوض في هذا هنا , ربما انا لا ألاحق أصدقائي ليتحدثوا إليّ لكنني هنا |
Luke, buraya Üstat Chang ile ilgili konuşmaya gelmişler. | Open Subtitles | (انهم هنا ليتحدثوا بخصوص السيد (تشين) يا (لوك |
Onlar konuşmaya gittiler. | Open Subtitles | لقد ذهبوا ليتحدثوا |
Diğerleriyle konuşmak için Facebook,MySpace... Youtube gibi sitelere erişebileceği internet yok. | TED | أو لأنه لا يوجد إنترنت، مثل فيس بوك، ماي أسبيس، يوتيوب، ليتحدثوا عبره. |
Fakat senato halktır, efendim... halk adına konuşmak için halk arasından seçilir. | Open Subtitles | ولكن المجلس هو الشعب يا مولاى اختيروا من بين الشعب ليتحدثوا باسم الشعب |
Bazen insanlar neler hissettikleri hakkında konuşmak için terapiye geliyorlar ve daha da iyi hissederek ayrılıyorlar. | Open Subtitles | في بعض الأحيان الناس تأتي للعلاج ليتحدثوا عن مشاعرهم ويخرجون بحالٍ أحسن |
Yaşlılara dikkat et. Seni bütün gün sadece konuşmak için orada tutarlar. | Open Subtitles | كن حذراً, الكبار في السن سيقونك هناك طوال اليوم فقط ليكون هناك شخص ليتحدثوا معه |
- Evet. Onlara konuşacak bir şey versek iyi olur. | Open Subtitles | حسناً، يستحسن أن نعطيهم شيئاً ليتحدثوا عنه |
Elfçe için yapabileceğimiz en iyi şey bu, çünkü etrafımızda bizimle konuşacak gerçek Elfler yok. | TED | وهذا أفضل ما يُمكننا فعله لهم لأنه لايوجد جان حقيقي حولنا، ليتحدثوا بلغتهم معنا . |
Komşulara konuşacak malzeme ver! | Open Subtitles | أعطي الجيران شيئا ً ليتحدثوا عنه |
Biz biraz yürüyüp onları konuşmaları için yalnız bırakalım. | Open Subtitles | علينا نحن الثلاثة أن نذهب لنتمشى ونتركهم ليتحدثوا |
Geçen sene, ülkemizdeki yedi ilden insanları iklim değişikliğinin onlar için önemli olan yönlerini konuşmaları için bir araya getirdik. Bu sene de başka bir grup Kosta Rikalıyı yenilenebilir enerjiyi konuşmaları için bir araya getirdik. | TED | في العام الماضي، أحضرنا الناس من سبع محافظات ليتحدثوا حول تغير المناخ من ناحية أن هذا الأمر يهمهم، وأحضرنا هذه السنة أيضًا مجموعة اخرى من مواطني كوستاريكا ليتحدثوا عن الطاقات المتجددة |
Annem konuşmaları yapmak için avukat tutuyor. Şu an nerede olduğunu biliyor mu? | Open Subtitles | .أمي تدفع للمحامين ليتحدثوا عنها - هل تعرف أين أنتِ الآن؟ |