Bu sadece bir yaz kaçamağıydı. Gerçek aşk değil. | Open Subtitles | هذا مجرد إعجاب خلال الصيف ليس حباً حقيقياً |
Sana sadece ne olmadığını anlatabilirim, ve bu aşk değil. | Open Subtitles | يمكنني أن أخبرك ما هو ليس بالحب و هذا ليس حباً |
Ne hissediyorsun bilmiyorum ama, aşk değil. | Open Subtitles | وأي شئ تفكر بأنك تشعر به . إنه ليس حباً |
Korkarım, bu koşulsuz sevgi, gerçek sevgi değil. | Open Subtitles | أخشى أن الحب بلا شروط ليس حباً على الاطلاق |
Bu gerçek sevgi değil de ne? | Open Subtitles | لو أن هذا ليس حباً حقيقياً، فماذا يكون؟ |
Bu sevmek değil, | Open Subtitles | هذا ليس حباً. |
Ve galiba öyle bir şey yani aşk değil tamamen bir delilik. | Open Subtitles | وربما تكون المسألة كلها كذلك ربما يكون هذا جنونياً فحسب... وأنه ليس حباً |
aşk değil, sadece şehvet. | Open Subtitles | ممتاز, ليس حباً وإنما مجرد شهوة |
Hayal kırıklığı için üzgünüm ama bu aşk değil. | Open Subtitles | أنا آسفة لتخييب ظنك، لكن هذا ليس حباً. |
Aşka dair bir sır ama aşk değil. | Open Subtitles | سرعنالحب،لكن هذا ليس حباً. |
Bu aşk değil, ama bu bir bağ Beraberiz | Open Subtitles | ليس حباً بل ميثاق نحن معاً |
Bu aşk değil, inan bana. | Open Subtitles | هذا ليس حباً, صدّقني. |
Bu aşk değil. Bu saplantı. | Open Subtitles | هذا ليس حباً هذا افتتان |
Biliyorsun bu aşk değil Tosh. Bu keder. | Open Subtitles | هذا ليس حباً يا توش إنه حزن |
Baze'e olan hislerim kesinlikle aşk değil. | Open Subtitles | وهو بالتأكيد ليس حباً |
- Bu aşk değil eğlence. | Open Subtitles | ولكنه ليس حباً أبداً إنه تطير |
Beni takıntı haline getirdin. Bu sevgi değil. | Open Subtitles | بل كنت مهووساً بي، هذا ليس حباً |
Bu sevgi değil, bu halkla ilişkiler. | Open Subtitles | هذا ليس حباً ،هذه علاقة عامة |
Bunu yapmalarının nedeni sevgi değil. | Open Subtitles | ما يفعلانه ليس حباً أنه . . أنها . |
- Bu sevmek değil! | Open Subtitles | -هذا ليس حباً! |
Sürekli onun üzerinde. Bu aşk değildir. | Open Subtitles | إنها ملتصقة به طوال الوقت هذا ليس حباً |