Senin gideceğin yerde değil... ama öğlen yemeğinde beni bulabilirsin. | Open Subtitles | ليس حيث ستكون ولكن ربما نتقابل على الغداء |
Ben de şimdi onu yapıyorum, General, olması gerektiği yerde değil. | Open Subtitles | أنا أفعل ذلك الآن, أيها اللواء ولكنه ليس حيث يجب أن يكون |
Tahmin ettiğim gibi astsubay feci bir şekilde boğulmuş ama cesedin bulunduğu yerde değil. | Open Subtitles | كما توقعت، ظابط الصف عانى من غرق شنيع و ليس حيث وُجِدت الجثة. |
Kurbanın arabanın çarptığı yer cesedini bulduğumuz yer değil değil mi? | Open Subtitles | الموقع الذي ضرب به ضحيتنا ليس حيث إستعدنا الجثة أليس كذلك ؟ |
O halde bu sandalye olmak isteyebileceğim bir yer değil. | Open Subtitles | اذن هذا الكرسي ليس حيث ما اريد ان اكون |
Seni anlıyorum, şu anda olmak istediğin yerde değilsin. | Open Subtitles | لذا هذا ليس حيث تريدين أن تكوني... أنا أدرك الامر |
Oldukları yere değil olmaları gereken yere doğru pas atın çünkü pas gittiğinde topun olduğu yere zaten gitmiş olacaklar. | Open Subtitles | إركلها حيث سيكونون ليس حيث يكونون لأنهم لن يكونوا موجودين في الوقت التي تصل به الكرة |
Bıraktığım yerde değil. - Temizlikçinin aldığını da hiç sanmıyorum. | Open Subtitles | ليس حيث تركته، وأشك أن مدبرة المنزل أخذته. |
Yukarıda değil, yaşadığı yerde değil. | Open Subtitles | رأيتك تفعل هذا - لكنه ليس عال - ليس حيث "آنى" تعيش |
Çığlıkların kesildiği yer, ama olduğu yerde değil. | Open Subtitles | حيث توقف الصراخ ولكن ليس حيث وقوع الأمر |
Olması gereken yerde değil. | Open Subtitles | ليس حيث ينبغي أن يكون |
- ...olması gereken yerde değil. | Open Subtitles | ليس حيث من المفترض أن يتواجد |
Ne? -Onu bıraktığımız yerde değil. | Open Subtitles | - إنه ليس حيث تركناه . |
Burası babamın yaşadığı yer değil. | Open Subtitles | هنا ليس حيث يعيش والدي. |
Bıraktığım yerde değilsin. | Open Subtitles | ليس حيث تركتك |
Oldukları yere değil olmaları gereken yere doğru pas atın çünkü pas gittiğinde topun olduğu yere zaten gitmiş olacaklar. | Open Subtitles | إركلها حيث سيكونون ليس حيث يكونون لأنهم لن يكونوا موجودين في الوقت التي تصل به الكرة |